Okumak,Düşünmek,Yazmak
Yaren Köse

Yaren Köse

Okumak,Düşünmek,Yazmak

22 Ekim 2016 - 13:30

 

''Bir okulda ne öğrenilir?'' diye bir soru yöneltsem size, aklınıza gelecek ilk şey okuma-yazmadır. Bütün insanlara 100 seneyi aşkın zamandır okuma-yazma öğretiliyor okullarda,bunu biliyoruz. Her şeyi yapmamızın bir amacı vardır çünkü dünyada, bunun da bir amacının olması gerekiyor değil mi? Evet hepimiz okuma yazma biliyoruz, fakat okuyor ve yazıyor muyuz? Bunu söylerken gün içinde televizyon izlerken,veya işte okulda okuduğunuz yazdığınız yazılardan bahsetmiyorum. Ciddi anlamda kendinize kendiniz için edineceğiniz,düşünmenize ve sorgulamanıza yönelik yazılar,makaleler ve kitaplardan bahsediyorum.Şunu bir kere kabul edin. Sizin okuduğunuz tek yazılar,izlediğiniz tek televizyon kanalları düşüncelerinizi destekler nitelikte olanlar. En başında okumak kelimesinin üzerinde durmamın nedeni buydu, eğer okumazsanız düşünmezseniz. Düşünmezseniz ise sadece düşünen insanların etkisinde kalıp uzaktan onları izler, kendinize kopya düşünceler oluşturur ve sadece onlarla yaşarsınız. Hayatınıza farklı hiçbir fikri, düşünceyi almazsınız. Mantıklı gelecek olmasından bile korkar dinlemek görmek istemezsiniz bazen,kulak tıkarsınız.Hatta sırf aynı zamanda kendi çıkarlarınıza uygun düştüğü için bile yapabilirsiniz bunu. Benim farkına vardığım şey ise, ne kadar dar açıdan baktığımız dünyaya. Bahsettiğim şey düşüncelerinden dolayı yobaz olmak değil, hayatımızı gerçekten boş emeller üzerine kurulu bir şekilde yaşayışımız. Eğer dünyadaki amacınız yalnızca para kazanmak ve mutlu olmak üzerine kuruluysa bütün bu isteklerinizin sadece bu dünyada kalacağını hatırlatmak isterim. Gerçekten bir gün ölecek olacağınızı kabullenip de, hala sadece bunları nasıl isteyebiliyorsunuz? Eğer çevrenizi değil kendinizi düşünmek istiyorsanız bile kendinizi ne gerçek anlamda mutlu edebileceksiniz, ne de hiçbir zaman tatmin olabileceksiniz.Burada büyük çoğunluğumuzun yapmadığını kast ettiğim şey,sabah akşam gününü namaz ve kuranla harcamak değil, hayatlarımızı sadece kendi mutluluğumuzu düşünerek şekillendirmemiz. Eğer durum böyle olmasaydı, kafanızda akla gelebilecek en iyi meslek doktorluk olmazdı, ve insanlar işlerini gerçekten para dışında bir neden için yapıyor olsalardı hastaneye gittiğinizde gözlerinden ''Hemen ilaç versem de gitseler'' kelimelerinin okunduğu doktorlara,bankalarda veya kurumlarda soğuk ve suratsız memurlara rastlamazdınız.Eğer gerçekten biraz olsun düşünebilen bir toplum içinde bulunsaydık önem verilen şey para ve çıkar değil, insanlık olurdu. İnsanların birbirlerine ''Bu ülkeden artık hiçbir cacık olmaz.'' deyişini,aynı zamanda şu zamana kadar topraklarında bulunduğu vatan için kendini gram yıpratmamış, hiçbir şey yapmamış olduğunu görüyor olmazdık.Düşünebilseydi,sorgulayabilseydi zira bunlar olmayacaktı zaten. Yaptığınız ve en çok da yapmadığınız şeylerin aslında ne kadar çok şeyi etkilediğini fark ettiniz mi hiç? En küçük hareketinizin fiziksel anlamda dünyanın öbür ucundaki kişiyi etkileyebilirsiniz,dolaylı yoldan insanların ölümüne sebebiyet verebilirsiniz.Aynı zamanda kimi insanlar için hayati önem teşkil eden konularda sessiz kalarak da insanları öldürebilirsiniz.Birini öldürmek ne yazıkki yalnızca silahlı suçlarla,kazalarla olmuyor. Belki çok basit olacak ama bu örnek bile bunu görmek için yeterli. Bir yerlerde Afrika kıtasındaki ülkelerin çektikleri susuzluk ve açlık sefaletiyle ilgili bir yazı veya haber görüyoruz, üzülüyoruz, vicdanı duygularımızı ön plana çıkarıyor, acıyoruz biraz da onlara.Sonra akşam yemeğimizi yedikten sonra kalan bolca artık yemeği hiç düşünmeden çöpe atıyoruz. Biz o yemekleri her çöpe attığımızda o gününü o yemekle geçirebilecek olan bir insanı öldürüyoruz belki her birimiz. Bireysel suçlama yapmıyorum,o yemeği herkes onlara ulaştırabilmek ister. Ama böyle şeylerin zor olduğunu, köküne inmenin, bir şeyler yapabilmenin epey uğraş gerektirdiğini bildiğimizden sadece oturuyor ve olanları izliyor, bir yandan üzülüyoruz.
Yıllardır tarih ders kitaplarımızda Osmanlı'nın Çöküş Dönemi'nde çıkan isyanların bastırılamamasının ve bunun da yıkılışını büyük ölçüde etkilemesinin en büyük sebeplerinden birisi ''Olayların derinine inmemek,köklü çözümler getirememek'' diye geçer. Üzerinden yıllar geçmiş ama, ne yazıkki hala hiç ders çıkaramamışız olanlardan. Yıllardır başımıza bela olan terör bitmiyor ve siyasette bile tıpkı Osmanlı dönemindeki padişahlar gibi tek insanlara yönelik yapıyoruz tercihlerimizi. Bizim için demokrasi yalnızca tek insandan ibaret -ona da demokrasi denilirse tabii- .Ben bunları yazarken bile birçok insanın bu cümleleri okuduğunda akıllarından geçirecekleri şey ''17 yaşında kızın atıp tuttuklarına bak, çok şey biliyor da sanki'' olurdu. Fakat ben bunları umursasaydım eğer anlatmak için uğraşmazdım.Ben istiyorum ki, farklı açılardan bakabilin etrafınızdaki olgulara ve boş olmayın. Etrafınızı saran müthiş bir bilgi birikimi var, her an ulaşabileceğiniz, elinizin altında. Bir şeylere temsili olarak vicdanınızı rahatlatmak için bakmak yerine biraz olsun kendiniz için bakın,araştırın. Televizyon insanlara sadece kendi göstermek istediklerini gösterir ve size yalnızca doğru gelebilecek şeyleri anlatır. Eğer sürekli televizyon izlerseniz, farkında olmadan sürekli aynı insanların düşündüğü şeyleri izlemiş olursunuz, ve aynı düşünceleri benimsersiniz. Siz fark etmezsiniz ama, öyle noktaya gelirsiniz ki, kanıtlarıyla karşınıza konan gerçeklere bile inanmayıp bu böyle demek istememiş diye de bir kılıf uydurursunuz. Niye mi bu kadar emin konuşuyorum bundan ? Çünkü her örneğini çevremde görüyorum.Sanki size gizlice ''Böyle bir taraf var, bir de böyle bir taraf var. Sen birini seçmek zorundasın.'' diye bir tehdit geliyor, ve siz de bu taraflardan birini seçiyor,hemen benimsiyor ve başka hiçbir düşünceyi kafanıza almamak üzere kapatıyorsunuz kendinizi.İnsanlar parasız kalmamak için esaret ve mutsuzluk içinde yaşıyor, tek yolun çıkarlarından geçtiğini düşünüyor, ve sonra dünyayı kendi haline bırakıyor ve kendi oluşturdukları küçük sanal dünyalarının içinde dolaşıp duruyor. Olması gereken bu değil, özgür düşünün artık. Sizin dikkatinizi yere çekmeye çalışıyorlarsa siz gökyüzüne bakmayı deneyin. Bu dünya düzeninin belirli insanların algı ve çıkarlarına göre oluşturulduğunu, ve sizin doğrularınızın aslında doğru olmayabileceği gibi çevrenizde öğrenerek büyüdüğünüz birçok şeyin de doğru olmayabileceğini kabullenin. Sürü psikolojisi değil ihtiyacımız olan. Okumak ve düşünmek. Düşünmek ve anlamak. Anlamak ve anlatmak. Bir döngü gibi bunu tekrarlamak. Bu ülkeye hiçbir şey yapamayız diyorsunuz ya hani, yapabilirsiniz aslında. Kendinizi geliştirebilir, size dayatılan, sizi oyalayan gereksiz şeylerden kurtulup kendinize düşünerek ve araştırarak edindiğiniz düşünceler bulabilirsiniz.
Aslında hiçbir şeyin imkansız olmadığını bilenler de biziz, fakat işimize gelmediği için imkansız olmayan ama zor olan şeyleri imkansızlaştıranlar da.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 328 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun.

Son Yazılar