25 yıl önce meydana gelmesine rağmen her 17 Ağustos’ta daha dün yaşanmışçasına derin bir üzüntüye boğularak deprem gerçeğiyle tekrar karşı karşıya geliyoruz. Marmara Depremi’nde, on binlerce insanımız hayatını kaybetmiş, yaralanmış ve evsiz kalmıştır. Geçen yılların ardından ne kayıplarımızı unuttuk ne de acılarımız azaldı.
Şu bir gerçek ki ülkemiz dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle geçmişte acı kayıplar vermemize neden olan depremlerin gelecekte de meydana gelmesi kaçınılmaz bir durumdur. Bu durumda önemli olan ise depreme hazırlıklı olabilmek ve depremle yaşayabilmeyi öğrenmektir. Geçmişte yaşanan bu büyük acıdan ders çıkararak bilgi, birikim ve teknolojinin imkânlarını kullanarak gerekli tedbirleri almalı böylesi acıları tekrar yaşamamak için bir bütün halinde depreme hazırlıklı olmalıyız.
Bu büyük felaketin ardından geçen yıllar, bize depremin ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha hatırlattı. Depremde kaybettiklerimizi unutmadık, dualarımız onlarla.
17 Ağustos'un karanlık gecesi hâlâ hafızamızda. Bu acıdan ders alarak, kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, bir daha böyle bir felaket yaşamamayı yüce Allahtan niyaz ediyorum.