Cehalet

- 18-03-2018 15:25

Telefon geliyor, karşı taraf; örgüte karışmışsınız bunu temizlemek için şu kadar parayı hemen getirin filan yere bırakın. Sakın telefonunuzu kapatmayın bizimle irtibatı kesmeyin. Bir telaş bir panik. Elinde avucunda hesabında ne kadar parası, altını varsa bir poşete koyup götürüp bir çöp konteynırına bırakıp dönüyor.

Hoca bu gün Cuma namazında vaaz veriyor. Anlatmak istediği mevzu, İslam’a göre su içme adabı. Bir de hadis söylüyor. Ayakta içtiğiniz suyu kusun daha hayırlıdır mealinde. Diyor ki; Ayakta içilen su bu kadar kötüdür. Çünkü ayakta içilen suyun size hiçbir faydası olmaz. Mideye girmeden 12 bağırsağa geçer. Su midede mikropları öldürür, bu faydaların hiç birini görmezsiniz! Cemaat kuzu kuzu, ben ağzı açık dinliyorum. Hayretler içersindeyim, bu büyük bir buluş. Suyun midede mikropları öldürmesi. Sen nasıl becerdin de o suyu mideye uğramadan 12 bağırsağa geçirdin. 12 bağırsaktan o suyu nasıl kusarak çıkardın? Muhtemelen İmam Hatip Lisesi mezunu bir imam. Arkadaş sen insan anatomisini, fizyolojisini, psikolojisini, sosyolojisini bilmeden neyi anlatıyorsun? Vaaz demek ders demek, Lise mezunu kör cahil toplumu şekillendiriyor ders veriyor. Cemaatte bir sürü üniversite mezunu insan. Bakıyorum bu imamlar doktor olmuş anlatıyor. Ekonomiyi anlatıyor. Siyaseti anlatıyor. Sular seller gibi tarihi biliyor. Hadi o cemaat bilinçli veya cahil bu anlattıkları bir kulağından giriyor öbüründen çıkıyor, doğru anlatsa, yanlış anlatsa ne fark eder. Ama bu cahiller, bu yobazlar, adım başında hatta evlerde açılan kurslarda, pansiyonlarda sabileri zehirliyor, beyinlerini yıkıyor. Ondan sonra topluma nur topu gibi deli tarih profesörleri çıkıyor Mısırlı oğlu gibi. Sonra deli saçmalarına cevap yetiştirmeye uğraş. Koskoca Sakarya Üniversitesi profesörü; Abdülhamit gitmediği yerlerin resimlerini çektirir onlara bakardı, bu yönüyle google bulan ilk kişi sayılır diyor. Yani bu mantığa göre Marko Polo ve Evliya çelebi gibi seyyahlar da ilk arama motorları mı oluyor. Birisi çıkıp Nuh Aleyhisselam cep telefonu kullanıyordu, yoksa o kadar uzaktan, dalgaların arasından oğluna nasıl seslenebilirdi? Normalde bunlar, katıla katıla güleceğiniz, biraz da edep sınırlarını zorlayan esprilerdir. Ama bunları söyleyenler toplumu yönlendirme mevkiinde ve makamlarında olan insanlar. Temelinde ortaçağ zihniyetiyle sözüm ona verilen eğitimler. Beyin yıkamalar. Koskoca general, o mevkiye gelinceye kadar öyle beyni yıkanarak Mankurtlaşmış ki, abi diye bir sümsükten emir alıyor. İşin acı tarafı eskiden bu tür söylemlere gülüp geçilir, ciddiye alınmazdı. Oysa bu gün cahilinden üniversitelisine kadar kabul görür bir duruma gelmiştir. Memleket soyulup soğana döndürülmüş kimsenin umurunda değil. Bakın özelleştirme adı altında devletin bütün fabrikaları, Kitleri 60 Milyar dolara satılmış. Nerelerde bu paralar? Devletin dış borç stoku 200 milyar dolardan 600 milyar dolarları aşmış. Ama adamın aklında sadece İMF ye ödenen 5 milyar dolarlık borç kalmış. İmf ye muhtaç değiliz ya diyor. İnsanlar işsiz. İnsanlar mutsuz. İnsanlar gelecekten umutsuz. Bankalara borçlanmış, kredi kartlarını ödeyemez duruma gelmiş. Kadın ölümleri, sabi çocuk tacizleri patlamış. Olsun bir kereden bir şey çıkmaz! Olmayan beyinlerimiz öyle bir yıkanmış ki. Hani o telefon gelip de varını yoğunu bir poşete doldurup gidip bir çöp sepetine atıp dönen insancıklar var ya. İşte onlar gibi seçimden seçime gidip oyumuzu çöp kutusuna atıp dönüyoruz.

Necmettin Özgürsoy

Günün Diğer Haberleri