Taraflar arasındaki sözleşmede aksine bir hüküm yoksa genel olarak işçiler, devlet memurlarından farklı olarak,çalıştıkları ayın ücretini, bu ayın sonunda talep ve davaya hak kazanırlar. Aylık ücretler için zamanaşımı, her bir ayın ücretinin muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı işlemeye başlar ve beş yıl sonra zamanaşımına uğrar.
Fazla çalışma, hafta ve genel tatilde çalışma ücretleri ile ikramiye ve sosyal yardımlara ilişkinücretler doğdukları anda muaccel olurve bu tarihten itibaren zamanaşımı işlemeye başlar.
Tüm bu işçi alacakları için dava açıldığında, davalının zamanaşımı savunması ile karşılaşılırsa, beş yıllık zamanaşımı süresi, davanın açıldığı tarihten geriye doğru hesaplanacaktır. Bu halde davanın açıldığı tarihten beş yıl önce muaccel hale gelen alacakların zamanaşımına uğradığı kabul edilecektir.
İşçilerinyıllık izin ücretleri ise, yıllık iznin hak edildiği anda değil, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenlesona erdiği anda muaccel olur. Diğer bir ifadeyle iş sözleşmesi devam ederken yıllık izinlerin ücreti talep edilemez. Yıllık izinlerin ücreti ancak iş sözleşmesi sona erdiği anda talep edilebilir ve zamanaşımı da bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle iş sözleşmesi sona erdikten sonrabeş yıllıkzamanaşımı süresi içinde dava açılması koşuluyla, yukarıda belirtilen işçi alacaklarından farklı olarak, hak edip de kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin tamamı hüküm altına alınacaktır.
İhbar ve kıdem tazminatı alacaklarının muaccel olduğu veon yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarih, iş sözleşmesinin feshi tarihidir.
İşçi Alacaklarında Zamanaşımı Süresi
İşçilerin ücretlerinin beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinin 8. fıkrasında açıkça düzenlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamında iş sözleşmesine dayanarak çalışan işçiler anılan kanunun 4. maddesi gereğince Borçlar Kanunu’nun 313 vd. hükümleri çerçevesinde hizmet akdine dayanarak çalışan işçilerin ücretleri de beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Buna karşılık iş sözleşmesinden doğan diğer borçlar, özellikle sözleşmeden doğan bir borcun ifa edilmemesi nedeniyle istenentazminat talepleri on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
4857 sayılı Kanun kapsamındaki işçilerinfazla çalışma ücretleri ile yıllık ücretli izin ücretleri de beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Ancak fazla çalışma ücretleri fazla çalışmanın gerçekleştiği ay muaccel hale gelir ve zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlarken; yıllık ücretli izin ücretleri, işçinin izne hak kazandığı tarihte değil, işçinin işten ayrılmasıyla muaccel hale gelir ve bu tarihten itibaren ileriye doğru beş yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar.
İşçilerin ihbar vekıdem tazminatı ücretleri de yıllık ücretli izin ücretinde olduğu gibi, işçinin ihbar vekıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesinin sona ermesiyle muaccel hale gelir ve on yıl sonra zamanaşımına uğrar.
Zamanaşımının Durması
Zamanaşımının işlemeye başlamadan önce veya işlemeye başladıktan sonra, kanunda belirtilen engellerledurmasına ve engel ortadan kalktıktan sonra da kaldığı yerden işlemeye devam etmesine zamanaşımının durması denilir.
Zamanaşımını durduran nedenler, zamanaşımı işlemeye başladığı anda mevcutsa zamanaşımı işlemeye başlamaz,zamanaşımı işlemeye başladıktan sonra ortaya çıkarsa zamanaşımı işlemeye devam etmez.Zamanaşımınındurmasında,kesilmesinden farklı olarak, işlemeye başlayan süre varlığını korur vedurma nedeni ortadan kalktıktan sonra kaldığı yerden devam eder.
Zamanaşımın Kesilmesi
İşlemeye başlamış ve henüz tamamlanmamış zamanaşımı süresinin kanunda öngörülenkesilme nedenlerinden birinin gerçekleşmesiyle son bulması ve kesilme nedeninin ortadan kalkmasıyla birlikte yeni baştan işlemeye başlamasına zamanaşımın kesilmesi denir.Zamanaşımının kesilmesiyle birlikte,o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresi hiçbir sonuç doğurmamak üzere ortadan kalkar ve zamanaşımını kesen olaydan itibaren baştan yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
Zamanaşımını kesen nedenler asıl olarakBorçlar Kanunu’nun 133. ve 136.maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 133. ve 136. maddelerinin Borçlar Kanunu’nun üçüncü babında düzenlenmesi, BK. m.127. maddesinin emredici niteliği ve anılan hükümlerin sınırlı sayıda düzenlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, zamanaşımını kesen nedenlerin kıyas yoluyla genişletilemeyecekleri ve tarafların anlaşmasıyla değiştirilemeyeceği anlaşılmaktadır.