Kadına yönelik şiddet deyince sorunun kaynağı islam mı? - Bölüm 2

- 14-03-2015 15:29

İşte bunlar tüm bu olanları; Kadına karşı en iğrenç şiddetlerin batıda modern dünyada uygulandıklarından haberleri yokmuş gibi davranıp Allah’ı ve Rasülünü karşılarına alarak Müslümanları saf ve aptal zannederek kendi içlerindeki şeytan-i dürtülerini tatmin etmeye ve bu şekilde emellerine, amaçlarına, hedeflerine ulaşabileceklerini zannediyorlar.

Kendilerini sosyal hayatta en akılcı, en ilerici vel-Hasılı Kelam en üstün görenler kendilerinin dışında Yaratıcılık vasfı olan İlah-i bir gücün var olduğunu göremeyecek, kavrayamayacak, anlayamayacak, bulamayacak, çözemeyecek, fikir edemeyecek kadar aciz, zayıf ve bedbaht olduklarından haberleri yok.

Dünya kurulduğundan veya İnsanoğlunun yeryüzüne indirilişinden bu yana onlar gibi Allah’a, Rasülüne ve O’nun kullarına karşı savaş açıp ve kaybederek yok olan nice toplumların isimlerinin esannamesi bile anılmıyor.

Gelelim; kadına karşı şiddet olayı olunca sanki bu tür vahşi saldırıların, uygulamaların tek suçlusu İslammış gibi hep İslama ve İslami mensuplara karşı şiddet uygulamalarına. Aslında bu bir saldırımıdır saldırtılmamıdır burası ayrı bir çarpıklık.

Değerli okuyucular; aslında buraya kadar olan bölümü bu kadar uzatacağımı şahsen bende tahmin etmemiştim fakat yazılı veya görüntülü basında, medyada, piyasada kadına karşı şiddet olayı çok çarpık bir şekilde lanse edilince bu tür çarpık mesajlarda kendimi konuya fena kaptırıyorum.

Batı, alçak ve iğrenç madde perest dünyası kendilerinin kadına uyguladıkları en iğrenç uygulamaları ört-bas etmek için, kendi iğrenç yüzlerimi gizlemek için hedef şaşırttırıp kadına reva gördükleri O alçak iğrenç uygulamaları Müslümanlara ma’al ederek kendilerine olacak saldırıları İslama yönlendiriyorlar.

Yüce Mevlamız Kur’anı Kerimin el-Ağraf Süresinde şu Ayeti Kerime ile bize insanlar arasındaki değişik fikirlerin ve görüşlerin neden çarpık hale geldiğinin kaynağını en iyi şekilde göstermiştir.

Onların kalbleri vardır gerçekleri kavrayamazlar, onların dünyalık gözleri vardır fakat kalb gözleri ile gerçekleri göremezler, Onların dünyalık kulakları vardır fakat kalb kulakları ile gerçekleri işitemezler.

Yüce Mevlamız bizleri gerçekleri duymak dan, görmek den, anlamak dan, kavramak dan ayırmasın.

Bu konu daha çok su götürür de biz bize ait olan sınırı aşmadan ve ihlal etmeden kendi yörüngemizde kalarak kendi bilgi dahilimizde ki yorum çemberinin içinde bırakarak sonucu da şu şekilde bağlayalım.

Sonuç olarak ayrıca şunu da eklemek de ve itiraf etmek de faide var. Yani tüm bu olanlarda kendimizin, biz Müslümanların da kendi dinimize sarılmayışımızın, sahip çıkmayışımızın, kendi inancımızla ilgili bilgi yoksulluğu çektiğimizin çok büyük etkenleri var.

Her geçen gün, ay, sene ve asırlar da İslama karşı esen fırtınanın gücü arttıkça biz kendimizi daha da bilgi ile donatmamız lazım.

Yaradılışımızın gereğince canlılar canlı kaldıkça işimize yarar ölüye hiçbir şey veremezsin. Faideli bir şeyler yapmak için diriye ihtiyacımızın var ölüye değil.

Günün Diğer Haberleri