Millî şair Âkif’i gençler defnetti

Türkiye Gençlik Vakfı Hendek Temsilcisi Hakan  Öztürk

MİLLÎ ŞAİR ÂKİF’İ GENÇLER DEFNETTİ

Osmanlının son dönemde yetiştirdiği en önemli devlet ve sanat adamlarından Mehmet Âkif mütevazı yaşamı, tutumu ve diğer birçok yönüyle kendinden sonra yaşamış her kesimden insana örnek olmuştur. İstiklâl Şairi Âkif’in eserleri ve ehl-i sünnet yaşamı defaatle yazılara, kitaplara konu oldu. Ancak cenazesinden son yıllarda biraz biraz bahsedilmeye başlandı.

Mehmet Âkif’e nasıl bir cenaze merasimi istersin diye sorulsaydı; muhtemelen vukuu bulan şeklini bir bölümü hariç değiştirmezdi. Öncelikle o güne gidelim 27 Aralık 1936’da yani 81 yıl önce bugün Rahmet-i Rahman’a kavuşan Mehmet Âkif gençlerin omuzlarında defnedildi. Resmi tören yapılmayan ve gençlerin tamamen tevafuk eseri cenazenin bırakıldığı lokantanın önünde olmaları kimsesiz bir fukaranın cenazesi diye bakıp sonra Âkif’in üstü açık çıplak bedenini tanıyan Mithat Cemal Kuntay, Abdülkadir Karahan ve lokanta sahibi Emin Efendi’nin hemen oracıkta Bayrak Kanununa muhalefet olur mu? diye düşünmeden ay yıldızlı bayrağımıza ve Kâbe örtüsüne sararak sahip çıkmasıyla cenaze duyulmuştur. Tabi bir anda kulaktan kulağa yayılarak bir gençlik hareketine dönen cenaze, rahmetlinin de çok seveceği gibi gösterişten uzak, imanlı ve bilinçli bir gençliğin, tam da dediği gibi belki de Asım’ın Nesli’nin omuzlarında cenazesi hak ettiği hale gelmişti. Allah razı olmamıştı Âkif’in sessiz, kimsesiz gidişine ama Âkif ne diyordu: ‘Sessiz yaşadım beni kim nereden bilecektir.’ Oysa seni herkes biliyordu cenaze haberini duyar duymaz yarım saatte o günün haberleşme şartlarında binlerce genç toplandı. Binlerce genç saf tuttu, ellerini semâya açtı sana dua için günahlarının affı için.

Yine o günlerde Milli Türk Talebe Birliğinde Prof.Dr. Abdülkadir Karahan cenaze töreninde bir de konuşma yapmış ve sonrasında başına gelenleri şöyle anlatıyordu :

‘Burada bir olaya daha değinmek isterim. Benim o eşi az bulunur Milli Marşımızın eli öpülecek şairimizin kabir başındaki hitabemi, takdir yerine adeta tekdirle karşılanmak istenmesini ben bugün bile bir muamma gibi çözemediğimi de işaret etmek isterim.Çünkü 3 gün sonra beni Yüksek Öğretmen Okulundan Emniyet Müdürlüğüne istediler. Bir şube müdürü beni sorguya çekti. “ Ne sıfatla resmi makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yaptığımı sormuştu. Cevabım yaklaşık olarak şöyleydi: Ben herhangi bir şairin değil, Türk Bayrağı göndere çekilirken, yazdığı İstiklal Marşı ile göklere seslenen bir zatın kabri başında milletimizin duygusunu, saygısını dile getirdim. Beni buraya çağırmakla hata işlemiş bulunuyorsunuz.”

Dilipak tarzı bitirmek gerekirse:

Herkesin bir hesabı var, Allah’ın da bir hesabı var. Galip olacak olan O’nun hesabıdır.

Rahmetle Anıyoruz.

Hakan ÖZTÜRK

Türkiye Gençlik Vakfı Hendek Temsilcisi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.