BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN HAYIRLIDIR


Ne Rahipmiş beee…
Dolar aldı başını gidiyor, kıyametler koptu. Her kes bir duygusal,sosyal medya yıkılıyo. Rahibi asalım…
Yok, hiç olmazsa ayaklarına sıkalım. Tamam sıkalım. Olmadı asalım…
İncirliği, üsleri kapatalım. Ee daha önce kapatmışız, kapatalım…
Heyy beyler önce bir sakin olalım. Öyle çocuk kavgası gibi, mahalle karılarının atışması gibi, yakışıyor mu bize. Büyük millet vakurlu olur, ağır başlı olur, yapacakları şakaya gelmez.
Bir kere şunu bilelim, bu kriz bir rahip işi değildir. Rahibi telli duvaklı gelin gibi, devlet töreniyle Abd’ye göndersek dolar düşer mi? Hadi Abd rahibi istedi, Gürcistan, Ermenistan,Bulgaristan bilmem hangi kıytırık Afrika ülkesi ne istedi de paramız onların paraları karşısında da değer kaybediyor. Demek ki olay siyasetin ötesinde ekonomik. Kötü yönetiliyoruz… Ekonomimiz duvara tosladı. İktidarın seçimlerden önce itiraf ettiği gibi tulumbada suyu bitirdik. İşte, iş dünyası seçimde bir iktidar değişikliğiyle dengelerin bozulmaması ve bir belirsizliğin yaşanmaması için, bu günlerin yaşanmaması için mevcut iktidara destek verdi. Demek ki yanlış yapmışlar. Bakın yeni Enerji bakanı iş dünyasıyla toplantı yaparak, yeni ekonomi politikalarını anlattı. Bir iktisatçı kulağıyla dinledim, bir iktisatçı gözüyle izledim. Soruyorum, kaç iş adamı, kaç vatandaş; yahu bu adam ekonomiyi sular seller gibi biliyor, bu işi çözer diye inanmıştır ve güvenmiştir. Bende Andersenden masallar izlenimi uyandırdı da! Ekonominin olmazsa olmaz birinci şartı güvendir, öyleyse çıkışta yarışı kaybettik.
Gelelim Abd ile işin ekonomik boyutuna. Demir-çelik ihracatımıza ek gümrük vergisi koymuşlar. Elbette ki Abd’ye ihracatımızı sıfırlayacak bir uygulama. Ama bahsettiğimiz, Demir-çelik ihracatımızın %10’unu oluşturuyor. Toplamda 1.1 milyar dolarlık bir ihracat. Devede kulak misali. Öyleyse, ekonomimiz o kadar kırılgan bir hale gelmiş ki, Abd’nin küçük bir hamlesiyle, güven ortamının bozulmasıyla, bir anda Türkiye kendisini büyük bir ekonomik krizin içersinde bulmuştur. Henüz bu bir başlangıç, etkileri piyasalara yansımadı. Bir gecede borçları katlanan devasa şirketlerin iflasları, işten çıkarmalar ve fiyatların deli gibi yükselmesi gelecek. Bunlara hazırlıklı olmalıyız.
Bu normal bir olay mıdır? Elbette ki değildir. Dış güçler mi var? Emin olun o dış güçler Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk günden beri vardır ve olacaktır. Ne zaman güçlenmeye kalksak, bir ıslahat, gelişme hareketi başlatsak dış saldırılara maruz kalmışızdır. Her Türk yöneticisi bunu bilir, bilmelidir. Bizim gibi bir milletin yöneticilerinin bunları bilmemesi, gaflete düşmesi ihanet sayılmalıdır. Bakın bu rahip, İngilizlerin Osmanlı’yı yıkmak için, Arapların içine gönderdikleri meşhur casusu Lawrens’in bu günkü Abd versiyonudur. Sıradan bir isim değildir. Bunu bizim istihbaratımızın bilmemesi, çalışmalarından haberdar olmaması mümkün değildir. Dolayısıyla Türk hükümetinin, bu rahibin Abd için nasıl bir öneme sahip olduğunun, olayların nerelere varabileceğinin hesabını yapamamış olması vahimdir.
İş buralara geldikten sonra; aynen Mavi Marmara, Rus uçağının düşürülmesi olaylarındaki gibi onursuzca bir bahaneyle dönüş yapıp, bizim haberimiz yoktu Fetöcülerin tezgahı deyip Merkel’e gazeteciyi sunduğumuz gibi, Rusya’dan özür dilediğimiz gibi, rahibi de Abd’ye postalayabiliriz. Böylece Abd’le ilişkilerimizi düzeltme yoluna girerek, ekonomiye bir anlık bir nefes alma fırsatı yakalamış olur, kulağı çekilen çocukların mahzunluğuyla yolumuza devam ederiz.
Yalnız Abd’nin ve dünya kamuoyunun hesaplayamadığı veya anlayamadığı bir millet feraseti var karşılarında. Türk milletini çözemeyenler tarihte nasıl hüsrana uğradıysalar bu günde uğrayacaklardır. Hiç bir Türk vatandaşı, ne kadar hatalı olursa olsun, bir yöneticisin hataları üzerinden kendisinin kulağının çekilmesine ve parmak sallanmasına müsaade etmeyecektir. Bedeli ne olursa olsun. Biz çok fakirlik, yoksulluk çekmiş bir milletiz. Gerekirse kuru ekmekle yıllarımızı heba edebiliriz, buna katlanabiliriz. Ama vatanımızın kılına zarar gelmesine asla müsaade etmeyiz.
Tarihte yaşadığımız binlerce böyle muamele karşısında olduğu gibi yeniden kenetlenir her türlü zorluğa göğüs gerer, başımızı dik tutarız. Bu kalleşlikler bizi, Kurtuluş savaşında olduğu gibi, Kıbrıs Barış harekatında olduğu gibi, terör karşısında olduğu gibi sımsıkı bir araya getirir, sıkılmış bir yumruk yapar ve düşmanlarımızın böğrüne ineriz. Bu bilinçle kendi silahını yapan, kendi motorunu üreten, ağır sanayisini kuran, tarımına önem veren, her şeyden önemlisi kimseye muhtaç olmamayı öğrenen bir ülke oluruz. Onun için diyorum ki; Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır. Haydi Türkiye! Şimdi birlik olma ve deli gibi çalışma zamanı.

Necmettin Özgürsoy

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Necmettin Özgürsoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz