Yılmazın hikâyesi....!

6 yaşında okula başladım...

Olulum Ziya Gökalp İlköğretim Okulu...

Yıl 1974...

Öğretmenim Sevgili Kıymet Emil....

Yaşıtlarımdan bir yıl erken başladığım okulun ilk yıllarında bir hayli bocalıyorum...

Babam sabırsız ve sinirli...

Annem okula gitmemiş ama azda olsa okuma yazması olan bir ev hanımı....

En azından Harfleri tanıyor...

Bak oğlum bu "h" harfini sandalye gibi düşün ve ona göre yaz diyordu bana...

Evde 3 kardeşiz o yıllarda...

Hem bizle hem evle ilgileniyor Annem....

Annemin çok istemesine rağmen, rahmetli dedem onu okula göndermemiş...

Dayımın ders kitaplarını alır, defterlerine yazı yazmaya çalışırmış...

Öğrendiği bir kaç kelime ve harf oradan geliyor anlayacağınız...

Pratik zekâlı annem benim...

Zekâmı ondan almışım?...

Birinci sınıf okulun temel bilgilerinin atıldığı ilk dönem...

Kara tahta üzerinde küçük karton kâğıtlara yazılı harfler, heceler...

Cin Ali dönemindeyiz....

Çizgi adamın üstünde bir siyah şapkası olan Cin Ali...

Çok komik olduğu gibi, aynı zamanda sevimli de Cin Ali karakteri....

Defterimize ilk olarak çizgi çizerek başladık...

Dikey, yatay...

Sonra harf çalışmaları...

Siyah deri üstten fermuarlı tek göz çantam ile okula gidiyorum...

Bazı arkadaşlarımın tahtadan çantaları var...

Hem ağır hemde çok ilkel...

Üstümüzde siyah önlükler, beyaz yakanın içindeki mika,yakayı düzgün tutması için yerleştirilmiş ama boğazımı acıtıyor...

62 Evlerden Ziya Gökalp'e yürüyerek gidip geliyoruz...

Yollar toprak...

Hatta yolumuzun üzerinde bize engel küçük derecikler bile var...

Fakirlik yılları...

Annem beni mahallemizin benden yaşça 2-3 yaş büyük çocuklarına katıp okula gönderir, okuldan sonra yine onlarla eve dönerdim...

2 sınıfa geçtiğimde okuma alıştırmaları başladı...

Sınıf arkadaşlarımın bir çoğu okumayı sökmüşlerdi...

Ben ise halâ bocalıyor, öğretmenimden azar işitiyordum...

Evde dersimi çalışıyordum ama okula gidince bir tutukluk ve özgüven eksikliği hissediyordum...

Öğretmenimiz çok disiplinli ve sert bir öğretmendi...

Kendi Anne Babamızdan o kadar korkmazdık...

Her öğrencisi ile tek tek ilgilenir, ders anlatırken göz bebeğimize bakardı...

O gün yine okulda okuma dersimiz var...

Hiç unutmam Benim hikâye kitabımın adı" Yılmazın Hikâyesi"

İçeriğini hatırlamasamda, adını hiç unutmadım kitabın...

Kıymet öğretmenim o gün çok sevecen ve sevgi doluydu...

Hatta kıyafeti bile aklımdadır...

Siyah diz altı bir etek, siyah topuklu ayakkabılar ve siyah boğazlı yün bir kazak giymişti...

Hafif parfüm kokusu sınıfa mistik bir hava katıyordu...

Ben ise heyecanlı ve birazda korku içinde düşüncelere dalmış, okuma sırasının bana gelmesini bekliyorum...

Her defasında heyecandan olsa gerek okurken harfler heceler bir birine giriyor, bir türlü sayfayı bitiremiyordum...

Sıra bana geldiğinde hiç beklemediğim bir durum oldu...

O sinirli ve sert Kıymet Öğretmenim yanıma geldi ve bana sarılarak, hadi bakalım Aydın, oku bakalım hikâyeni demez mi...!

Benim o anda sanki dilimdeki bağ çözüldü...

Zihnim bir anda açılıverdi...

Tam bir konsantrasyonla Hikâyeyi bir solukta okudum...

Kıymet öğretmenimin ve benim sevincim görülmeye değerdi...

O gün ilk kırmızı kurdelemi takmıştım....

Şimdi düşünüyorum da, çocukların ilk başarısının sırrı Sevgi'den geçiyormuş....

O gün öğretmenimin bana sevgiyle yaklaşması benim kırmızı kurdele almama sebep oldu....

Bu gün size bu yazıları yazabiliyorsam,bunun altında yatan,temelini atan ve bana sevgiyle sarılan Kıymet Emil Öğretmenimin emekleri büyüktür.....

İlköğretmenim Sevgili Kıymet Emil'in ellerinden öpüyorum...

Sağlıklı nice yıllar diliyorum...

Öğretmenler gününüz kutlu olsun Öğretmenim...

Saygı ve Sevgilerle.....

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Birinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.