NAİM SÜLEYMANOĞLU...!

Bu akşam izlediğim en iyi Türk filmlerinden biriydi Naim...

Hanımların günü varmış...!Onları Adapazarında misafir olacakları eve bırakınca, tek başıma yapabileceğim şey ancak Sinemaya gitmek olacaktı bende öyle yaptım...

Gişede ki çocuğa sordum?

-Hangi film'e gireyim?

-Abi kesinlikle Naim..

-Yahu şimdi duygusal bir film'dir o, ben Recep İvedik'emi girsem..!

Bir taraftan da canım girmek istemiyor...

Malûm, Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar'a son Tsk operasyonlarına destek vermedikleri için kızgınım...

Gişeci çocuğun ısrarla Naim demesi bilet almama sebep oldu...

Film başlamadan önce, Naim'le ilgili kısaca anılarımı anlatayım...

Biz Naim'i 1988 Seul Olimpiyatlarında toplamda 342,5 kilo kaldırırken izledik ve tanıdık...

O yıllarda Eczanede çalışıyorum...

Küçük bir Televizyonum var siyah beyaz 37 ekran Grundig marka sarı renk...

Vitrinin üzerine koyduk oradan merak ve heyecanla Naim'i bekliyoruz...

Naim o ağırlıkları kaldırıp rekor üstüne rekor kırdıkça, bir Türk olarak göğsümüz kabarıyordu...

Kolay değil...

Sporda başarıya hasret kalmış ülkenin yeni yetişen milliyetçi duygulara sahip gençleriyiz...

Rahmetli Özal çok büyük bir işi başararak Naimi Türk Sporuna kazandırmakla kalmadı, Bulgaristan'ın Türk soydaşlarımıza yaptığı zulmü, işgenceyi, zorla isim değiştirmeleri, hatta mezar isimlerini dahi Bulgar isimleriyle değiştirmelerini tüm Dünya'ya Naim sayesinde anlatmışta oldu...

Zalim Todor Jivkov bir çok soydaşımızı yerinden yurdundan etti...

İsim değiştirmek istemeyenleri Belene kampında türlü işgenceler yaparak öldürdü...

Bu zulmü tüm dünya 5-6 yıl izledi...

Özal diplomasiyi iyi kullanan bir liderdi...

Sonuna kadar diplomasiye bağlı kalarak Soydaşlarımıza sahip çıktı...

Ancak yetmedi...

Jivkov zulümlerine devam etti...

1992 yılının Eylül ayında Edirne'de sınırın hemen yanında büyük bir askeri tatbikat düzenledi...

Bu tatbikat yalnız Sefer görev emri olan yedek askerler içindi..

Yani Bulgaristan'a göz dağı vermek için, Türkiye yedek Askerlerini sefer görev emri altında tekrar Silâh altına alıyordu...

Efendim ben denizde o sefer görev emri olan yedek askerlerden biriydim...

Tam 15 gün Edirne'nin meşhur gece soğuğunda, gündüz yakan sıcağında, panço çadırlarda, açık arazide 5 bin asker tatbikat yaptık...

Edirne'de yediğim o gece soğuklarını halâ iliklerimde hissederim...

Bizim yaptığımız bu tatbikat, Türkiye'nin kararlılığını göstermesi açısından görevini yerine getirmişti...

Bulgaristan, soydaşlarımızı serbest bırakarak, Anavatana yani Türkiye'ye göç etmelerine izin verdi...

Bu önemli göç olayında ve Bulgaristan hükümetine verilen gözdağında,Benim de ufakta olsa bir katkım olduysa helâli hoş olsun...

Yediğim soğuklar Türk Milletine feda olsun...

Film'e gelince çok detaya girmek istemiyorum lâkin; bir tespitte bulunmadan da geçemeyeceğim...

Naim'i Avustralya'nın Melburn şehrinden kaçıranlar, orada yaşayan Bulgaristan Türkleri ve Türkiye'den 1980 ihtilâlinden kaçan Ülkücüler...

Türkiye ile ilk irtibatı da bu Ülkücüler telefonla kuruyorlar ve sonunda Rahmetli Özal Naim'in iltica isteğinden haberdar ediliyor...

Filmde bir ayrıntı vardı ve beni çok ama çok duygulandırdı...

Naimi aracına alan iki Hilâl bıyıklı Ülkücü'nün dikiz aynasında asılı Türk Bayrağı ve hemen altında yer alan 3 Hilâl.....

Nerede bir Türk varsa orada Ülkücüler vardır...

Nerede Türk'e zulüm varsa orada karşılarında Ülkücüler vardır...

Naim'de Ülkücüydü...

Halkı için ölümü göze aldı...

Halkına yapılan Bulgar zulmünü tüm Dünya'ya duyurmak için, kendi ağırlığının 3 katının 10 kilo fazlasını kaldırdı...

O an aklında tek şey vardı...

Halkının isimlerinin zorla değiştirilerek Bulgar ismi koyulması idi...

Hatta kendi ismini bile zorla değiştirdiler...

Naum Şalamanov yaptılar...

Elleri halterin soğuk demirini kavradığında, aklından geçen isimler, Mustafa, Ayşe, Hatice, Osman, Nesim, İbrahim, Şefika, Muharrem'di...

İnsan üstü bir gayretle ve kuvvetle kaldırdı halteri....

Sanki tüm Dünya'ya haykırır gibiydi....

Ben Özgürüm....

Ben Türk'üm....

Ben Müslümanım...

Ben Naim Süleymanoğlu'yum...

Naim'in Filmine mutlaka gidin...

Hatta tüm gençler mutlaka gitsinler...

Bu Ülke Rahmetli Naim'in kıymetini tam olarak bilemedi, Naim'de bu Ülkeye hizmet anlamında çok erken veda etti...

Tıpkı Ölümü gibi...

Hiç olmazsa bundan sonra Naim'i içimizde yaşatalım ve hak ettiği değeri verelim...

Mekânın Cennet olsun küçük dev adam....

Sağlıcakla.....

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Birinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.