Kâlû Belâ'da Söz verdik...!

Araştırmacı yazar Aydın Birinci

Kâlû Belâ'da Söz verdik...!

Cenabı Allah dünyayı ve içindeki varlıkları yaratmadan evvel, öncelikle gelmiş ve gelecek bütün insanların ruhlarını yaratmıştır.

Bunları ruhlar âlemi denilen bir âlemde bir araya getirmiştir.

Daha sonra hepsini birden huzurunda toplayarak kendilerine hitaben:
Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Diye sormuştur.

Ruhlar da: Evet, sen bizim Rabbimizsin, diye cevap vermişlerdir. "Ancak sana ibadet eder, senden yardım dileriz" demişlerdir.

İşte bu konuşmanın vuku` bulduğu zamana, Kâlû Belâ denir.

Cenabı Allah daha sonra insan ruhunun bu sözünde ne derece samimî ve doğru olduğunu ortaya çıkarmak için, şu dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır.

Ve her bir ruhu bir bedene yerleştirerek, onları belli zaman aralıklarıyla şu imtihan meydanına göndermiştir.

Böylece insanın önüne iki yol açılmıştır: Ya akıl ve iradesini iyiye kullanarak Kâlû Belâ`daki gibi Allah`ı Rab tanımakta devam edecektir.

Yahut da iradesini ve aklını kötüye kullanarak Rabbini ve Allah`ını inkâr edecek, O`na kulluktan kaçacak, Şeytan’ın yoluna sapacaktır.

Kıyamet suresi 36.ayet : “Yoksa insan (emredilmeden, nehyedilmeden, bir şeriata tabi tutulmadan) başıboş bırakılacağını mı sandı?”

Bakara suresi 214.ayette: “Ey müminler"Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennet'e gireceğinizi mi sandınız?

Onlara yoksulluk ve sıkıntı öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki nihâyet peygamber ve beraberindeki müminler, 'Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?' demişlerdi. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır.”

İman ettikten sonra, buluğ çağına gelince, kulun ibadet etme görevleri başlar.

Kalü Bela’daki sözünü yerine getirme zamanıdır. Bu sözün özü “fikir, şükür ve zikir” iledir.

Yüce Rabbimize karşı bir kulluk borcu ve vazifesidir. Farz ve vacip olan ibadetlerin yanı sıra, sünnet ve nafile olan ibadetleri kalbi selim bir şuur ile yapmakla, Allah’ın rızasına, daha çok yaklaşmış olmaktadır.

Hepimizin hayatında hataları, kusurları, eksiklikleri olmuştur olmaya devam edecektir.

Bunların affı için Cenabı Allah’ın mağfiretine, rahmetine ihtiyacımız var.

Allah`a sonsuz şükürler olsun ki, biz Müslümanlar, Kâlû Belâ’da Rabbimize verdiğimiz sözde duran kimselerden olmaya çalışacağız.

Cenabı Allah, sabrımızı, şükrümüzü ve ihsanımızı artırsın.

İnşallah son nefesimizde, Fecr suresi 27 ve 28.ayet ayette buyrulan “Ey mutmain (tatmin olmuş) nefis! Razı olmuş ve rızaya ermiş olarak dön Rabbine!" ayetine mazhar olan kullarından eylesin...Amin...

Sağlıcakla kalınız...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Birinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya’dan Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya’dan Haber değil haberi geçen ajanstır.