15 Temmuz'un hatırlattıkları....!

Araştırmacı yazar Aydın Birinci

Cemaat ve tarikat adı altında Müslüman insanların dini duygularını kullanarak onlara zarar veren, en önemlisi İslam'a zarar verenler hesabını nasıl verecekler?

Yaşanan 15 Temmuz darbe kalkışması öyle bir iki yazı ile ve anma programları ile geçiştirilecek bir hadise değildir...

Bu darbe kalkışmasının temelinde, yıllar süren bir planlama,yapılaşma,kadrolaşma ve siyasi birliktelikler ile vuku bulduğu aşikardır...

Kimisi kandırıldık diyerek işin içinden sıyrıldı,kimileri ise suçsuzluğunu ispat etme telaşına düştü...

Bugüne geldiğimizde geriye dönüp bakıyoruz ve şunu görüyoruz; Türkiye ve Türk Milleti koskoca 10-15 yılını kaybetmiştir...

Özellikle Ekonomi ve Eğitim konusunda her şey ters yüz olmuş vaziyette...

Yavaş yavaş toparlanma sürecine giriyoruz derken,Dünya genelinde yaşanan Corona Virüs salgını bu süreci kesintiye uğratmıştır...

Bütün bu yaşananlara rağmen ülkemizin terörle mücadelesi,Milli sınırların korunması,Suriye ve Libya politikası,Ak Denizde kıta sahanlığının Libya ile yapılan antlaşmalar neticesinde lehimize sonuçlanması,dış politikada atak yapan bir Ülke konumuna gelmemizi sağlamıştır...

Artık Türkiye gücünü gösteren ve Ortadoğu'da plan yapan devletler arasına adını yazdırmıştır...

Ayasofya konusu bile başlı başına Türkiye'nin gücünün ve kendine olan güveninin bir neticesidir...

Tüm bu gelişmelere rağmen,15 Temmuz darbe kalkışmasının ülkemizi ekonomik olarak 10-15 yıl geriye götürmesine rağmen gücümüzden bir şey kaybetmediğimizi görmek,binlerce yıllık devlet geleneğimizi hatırlayarak hareket etmek,geleceğe umutla bakmamıza vesile olmuştur...

Yaşanan bu darbe kalkışması şunu gösteriyor; Dini meseleler asla ve asla bir cemaatin insafına bırakılamaz...

Dinimize şekil veren yön veren ve Kur'anın evrenselliğini yeni nesillere aktarma görevini en sağlıklı şekilde yapacak olan yine bu ülkenin Diyanet İşleri Başkanlığıdır...

Devlet kurumlarında Kur'an Sünnet ve Fıkhi bilgiler ile verilecek dini eğitim gelecek neslimizin Milliyetçi ve maneviyatçı olarak yetişmesine katkı sunarak,çocuklarımızı ve gençlerimizi bir takım cemaatlerin kucağına atmaktan da kurtarmış olacaktır...

15 Temmuz hadisesi öncesi bu Fetö denen hain örgüte örgüt olduğunu bilmeyerek katılan saf müslümanlar vardır ve kandırılmışlardır evet doğrudur...

Bunun yanında bu hainlikleri bilerek isteyerek kabul eden ve işbirliği içinde olan bir çok makam ve mevkide siyasetçiler iş adamları ve bürokratlar vardır...

Bu kimselere halen dokunulmamıştır...

Fetö ile yapılan mücadelede gerçekten saf ve temiz duygular ile kandırılmış vatandaşlarımıza söyleyecek bir sözümüz yok...İnşallah en kısa zamanda adalet onlar için tecelli eder...

İnsanı üzen ve Adalete olan güvenini sarsan ise;

Arkası kuvvetli,zengin,siyasi nüfuzlu ve hatırşinas olanların yaptıkları yanlarına kar olarak kalacaktır...

Allah cc bu aziz Millete bir daha böyle hain darbe kalkışmalarını yaşatmasın...Bu hainlere fırsat vermesin ve bu gibi cemaat örgüt adı her ne ise bizleri ve neslimiz uzak eylesin inşallah...

15 Temmuz gecesi Şehit olan tüm (Sivil Asker Polis) vatandaşlarımıza ve kahramanlarımıza rahmet diliyorum..

Vatan size minnettardır....

Kandırılma konusuna gelince,bu güzel ve ibretlik kıssa ise her şeyi özetliyor...

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.

Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar;

“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”

Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;
“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış.

Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”

Kuş kendini savunur. “Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım.

Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.

“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Kuş o anda; “Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman.

Kuş sebebini şöyle açıklar; “Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar... Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın... Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."

Sağlıcakla.....

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Birinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya’dan Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya’dan Haber değil haberi geçen ajanstır.