Tiyatro neden var?

Tiyatro eğitimi çocuğa başarı getiriyor

+5
Haber albümü için resme tıklayın

İnsanın en büyük ihtiyacı oynamaktır. Bunu yalnız tiyatro oyununa indirgeyemeyiz. Tiyatro temelinde oyun olan bir sanattır. Bu özelliğin ona getirdiği en büyük avantaj: onu en çok kabul edilen sanat kılmasıdır. Tiyatronun kurumsallaştığı dönemden yani Antik Yunan’dan bu yana tiyatro sanat dalları içinde insanda en çok merak uyandıran ve keyif veren sanat olarak kabul edilmiştir. Bunun nedeni de içinde oyun barındırması, insanın içindeki oyun olgusuyla denk düşmesidir. Tiyatrodan pek haz etmeyenler, onu sevmeyenler de var. “İnsanlar herhangi bir nedenden ötürü içindeki oyun dürtüsünü bastırıyor mu” demek bu? Aynen öyle. Hemen eğitim sisteminden örnek vereyim. Okul öncesindeki çocukların hemen hemen her şeyle özgürce oynadıklarını görüyoruz. Sonra 1. sınıfa başladıklarında sıraya oturuyor çocuklar. Öğretmen ders anlatmaya başlıyor, bilgiler veriyor, onları özgür oyun dünyalarından alıkoyuyor. Peki çocuklar ne yapıyor? Teneffüs zili çaldığında ya da çıkış saati geldiğinde koşarak çıkıyorlar sınıftan. Çocuk okul olgusunu içine sindiremiyor. Peki neden? İçindeki en doğal şey, oyun eylemi elinden alınıyor da ondan. Çocuklara bilgi yüklemeye çalışıyorlar, doğal olarak doğru olan da bu zaten. Lakin bilgiler keşke oyun yoluyla verilse. O zaman daha kalıcı ve daha başarılı bir öğrenim gerçekleştiği görülecektir. Bu söylediğim şey çok doğru olduğu için yüzyıllardır süregelen drama eğitimleri var. Kendi ülkemize ve kendi kültürümüze baktığımız zaman; eğitimde drama bizde 1915 yıllarında İsmail Baltacıoğlu tarafından kullanılabilmiş. Lakin 1981 yılında İnci San ve Tamer Levent’in resmi olarak müfredata eklediği biliniyor. Hayal edebiliyor musunuz yahu! 30 yıl olmuş daha, bu kadar yakın bir tarih! O kadar geç kalmışız ki! Eğitim hayatı boyunca sürekli baskı altında tutulan ve kendi kişiliğinden uzaklaştırılıp kuklalaştırılan çocuk, yetişkin olduğunda da iş hayatı, ev hayatı derken kukla olmayı sürdürüyor. Kendine has fikirleri ikinci plana atıyor. Hayatını, yaşamını başkalarına göre biçimlendiriyor. Bu kabul edilemez bir gerçektir. Asıl konumuza tekrardan değinecek olursak; oyun olgusu bastırılıyor ve oyun bir suçmuşçasına yaşamdan çıkarılmaya çalışılıyor. Oyun oynansa bir şekilde ciddiyet bozulacakmış gibi geliyor insanlara. Bu durum tiyatro eğitimi almaya gelen yetişkinlerde de bariz olarak görünüyor. Birey kendi benliğiyle yüzleştiği anı, yani kırılma noktasını yaşadığı anda bir başkası oluveriyor. Ruhu en başından, tekrardan canlanıyor, daha özgür, daha yaratıcı, daha mutlu, dünyaya olumlu bakan biri oluyor. Bunların getirisi olarak da daha iyi bir anne, baba, personel, arkadaş kısaca daha güçlü bir birey oluyor. Bu kutsal gücü ona veren yegane şey; tiyatro.

Özellikle drama eğitimi için soruyorum. Hangi çocuğun daha fazla ihtiyacı var? Aileler çocuklarında neyi gözlemlediklerinde bu eğitime başvurmalılar?

Şunu belirtmeliyim ki; drama ve tiyatro birbirinden ayrı iki unsurdur. Tiyatro sanatın bir dalıdır. Yani sanat yoluyla insanları eğitmeyi, onlara yol göstermeyi estetik bir zevkle verir. Ama drama sadece bir eğitim yöntemidir. Bence tüm çocuklar drama eğitimiyle normal eğitim süreçlerine girmeli ve böyle devam etmelidir. Lakin davranış bozukluğu gösteren çocukların eğitimde drama eğitiminin çok önemli bir rolü vardır. Davranış bozukluğu gösteren çocuklar şiddet yanlısı olabilirler. Drama eğitiminde çocuklardaki o şiddet dışa vurumculuğunun drama yoluyla ona fark ettirilmesi sağlanıyor ve çocuğun o şiddeti daha da geri plana çekmesi ve çocuğa enerjisini nasıl kullanması gerektiği öğretiliyor. Bu eğitim zihinsel engelli çocuklarda da yapılabiliyor. Bu tarzda özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların haricinde de bütün çocuklar drama eğitimi almalıdır.

Çocuğun akademik eğitimine devam ederken bir yandan da tiyatro eğitimi alması derslerinin önüne geçer mi?

Maalesef ki; ülkemizde koşullar nedeniyle aileler ilk olarak çocuklarının iyi bir meslek sahibi olmasına odaklanıyorlar. Çocuklar iyi para kazansın, sigortası olsun vs. Çocuk çocukluğunu yaşamadan, hayatın zevkini almadan bu sorumlulukla başlıyor her şeye. Okul eğitimi dışında yapılan her şey boş olarak algılanıyor. Bu oldukça yanlış! Aslında bilinenin aksine çocuk kendisini sosyal anlamda yeterince tatmin ederse daha başarılı oluyor. Bizim ülkede ise maalesef bu kötü yoldan gidildiği için birçok çocuk ilerideki hayatında berbat bir patlama yaşıyor. Sıkılıyor, bunalıyor ve bunu kendi hayatından, çevresindekilerden çıkarıyor. Kendi kendine ve kendi çevresine zarar veriyor. Her şeyin başında kötü bir eş, baba ve arkadaş oluyor. Kendisi sosyalliği yaşamadığı için de tıpkı kendisi gibi çocuklar yetiştiriyor. Yetiştirdiği çoçuklarda dünyaya olumsuz gözlerle bakıyor.

Tiyatro ile birlikte daha başarılı olan, gözlemlediğiniz kişiler var mı?

Buna en iyi örnek olarak kendimi gösterebilirim. Ergenliğimin başlarına kadar kendimi bir sosyal ortama sokamadım. Tiyatroyla tanıştığımda artık bir şeyleri sorgulamaya başladım. Çünkü işin içine psikoloji girdi, felsefe girdi. Bunların hepsi tiyatronun altında, daha doğrusu temelinde yer alıyor. 3 kişinin önünde yürürken eli ayağına dolaşan, sorunlu, arkadaş edinemeyen bir insanken kendimi yeniledim tiyatro sayesinde. Katıldığım her yerde liderliğe soyundum. Ve inanın okul hayatındaki eğitim ve öğrenimim çok çok iyi düzeydeydi. Diyeceğim şu ki; insan kendisini ne kadar çok tanır, kendine giydirilen kimlikten ne kadar uzaklaşırsa o kadar başarılı ve mutlu bir insan oluyor. Benim şuanki tek gayem bu. İnsanların kendileriyle buluşmasına, kendilerini tanımalarına yardımcı olmak.

Tiyatro ile tanışan herkes sizin gibi oyuncu olmuyor tabii. Ancak olmak isteyen çocuklar varsa aileleri nasıl bir yol izlemeli onları desteklerken?

Her şeyden önce çocuğun bunu gerçekten istediğinden emin olsunlar. Ardından çocuk psikolojisinden çok iyi anlayan, çok iyi pedagoji bilen tiyatro eğitmeninden yardım alsınlar. Çünkü psikoloji ve felsefe bilmeyen bir eğitmen, çocuğu oyunculuktan soğutur. Hatta çocuğun psikolojisini allak bullak eder.

Oyuncu olmak için konservatuar eğitimi şart mı?

Kesinlikle şart değil. Eğitim alınması şart ama konservatuar için aynı şeyi söyleyemem. Türk tiyatrosunun duayeni Muhsin Ertuğrul, sahnelerde harikalar yaratan Kemal Sunal, Adile Naşit ve birçok ünlü ve başarılı tiyatrocu konservatuar eğitimi mi aldılar sanki? Konservatuar mezunu olup oyunculuk yapamayan o kadar çok kişi var ki! Kişinin kendini iyi eğitmesi lazım önce. Dans eksiği varsa dans, oyunculuk eksiği varsa oyunculuk eğitimi almalı. Kursa ya da atölyeye gidebilir bunun için.

YAKUP SİNAN AKÇAY

HENDEK ODA TİYATROSU GENEL YÖNETMENİ

31 Ekim 2017 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya’dan Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya’dan Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.