Baro Başkanı Kazan’dan yargıya köklü eleştiriler;

“Avukatı yok sayan, adaletin düşmanı haline gelmiş bir yargı var”

Sakarya Barosu yeni başkanı Zafer Kazan, “Türkiye’de  Avukatı yok sayan, adaletin düşmanı haline gelmiş bir yargı var”dedi.

Kazan, Baro ve HSYK seçimlerini gazeteci Hülya Sürücü’ye yorumladı.

“Kazanan Baro, zafer Baro’nun” diyen Zafer Kazan, HSYK seçimlerini yorumlarken de yargıya dair köklü eleştiriler getirdi.

Başkan Kazan, “Yargı hiçbir grubun, iktidarın, cemaatin veya etnik grupların tekelinde olabilecek bir kurum değildir. Yargı eğer barış ve huzur sağlayacaksa, tüm grup ve düşüncelere, ideolojilere saygılı, mesafeli, objektif ve tarafsız olmalıdır” şeklinde konuştu.

İşte; yeni Adalet Sarayı’nın bir an önce hizmete girmesi gerektiğinin altını çizen Zafer Kazan’ın, yargıya yönelik o eleştirileri:

“Ciddi gayretler içinde olacağım”

Avukatlık mesleği herhangi bir meslek değildir. Avukatlar hakların, hukukun ve adaletin temsilcisi, en büyük teminatıdır. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hak, hukuk ve adalet kavramlarının içini dolduracak şekilde söylemlerde bulunacağım. Bu kavramların sağlayıcısı ve halka sunumunun teminatı olan avukatlığın içinde, ciddi gayretler içinde olacağım. Tüm arkadaşların fikrini ve birliğini önemsiyorum. Zaten var olan bu birliği sağlamlaştırmak niyetindeyim.

“Gün; birlik ve beraberlik günü”

Gün; hep birlikte adalet ve hukuk için mücadele etme günüdür. Baro seçimlerinde başkan seçilmiş olmamı, geçmişten beri bu hususlara olan hassasiyetimin takdir edildiği şeklinde yorumladım.  Bu hassasiyetimiz devam edecek.

Meslektaşlarımızın temel ihtiyaçlarına yönelik meslek içi eğitim konusunda çaba göstereceğiz. Alanına hakim ve donanımlı avukatların sayısının artmasına imkan tanıyacağız. Eğitim konusunu çok önemsiyoruz. Ciddi faaliyetlerimiz olacak.

“Yeni Adalet Sarayı şart”

Adliye hizmet binası konusu önemli bir sorun haline geldi. Mahkeme kalemi, duruşma salonu derme çatma ve son derece sağlıksız. Adalet’e de gölge düşürüyor. Sakarya bu durumdan kurtulmalı. Büyükşehir Belediyesi’nin konuya destek verdiğini biliyorum. Sonuç alıcı çalışmalar bekliyoruz. Her yıl Adalet Sarayı yeri için yazı geliyor. Adalet eski Bakanı sayın Mehmet Ali Şahin döneminde yatırım planına alındı. Artık yer bulunmalı. Bu konuda fiiliyat gerekiyor. Resmi kurumlarla ihtiyaç giderilmeli. Adalet halk ve huzur içindir. Barış içindir.

“Yargıya uygun, fiziki mekanlar lazım”

Yurttaşlara barış ve huzur vaad eden yargının, huzur içinde, rahatlıkla adalet arayabileceği fiziki mekanlar olması lazım. Yargı gibi bir erkin hizmet ettiği binanın sağlıklı olması lazım. Tüm kurumların da bu arzu içinde olduğunu biliyorum. Yeni Adliye binasını hep birlikte şehrimize kazandıracağımıza inanıyorum.

“Kendi içinde hain arayan yargı anlayışı var”

HSYK seçimi yapıldı. Referandumla birlikte bazı değişiklikler de yaşandı. Hukukçu olarak beni en çok rahatsız eden şey, yargının kendi içinde bölünme yaşaması… Kendine güven duymayan, kendi içinde hain arayan bir anlayışla gruplaşma ve ayrışmaların yaşandığı bir yargı hiç de sağlıklı olmaz. Adaletli bir karar veremez.

“Avukatın görüşü alınmadıkça tartışma bitmez”

Yargının bu tartışmadan uzaklaşması lazım. Yargının bu sorunu sadece hakim ve savcıların birlikte çözeceği bir sorun değildir. İçinde avukatın olmadığı, savunmanın görüşlerinin alınmadığı, denetimde avukatın yer almadığı bir yargı her zaman tartışılacaktır. Avukatın görüşü alınmadıkça tartışmalar da bitmeyecektir. Kimi zaman yargıçlar, kimi zaman muhalefet veya bazı grupların hakimiyeti sürecektir.

“Yargı kimsenin tekelinde değil”

Yargı hiçbir grubun, iktidarın, cemaatin veya etnik grupların tekelinde olabilecek kurum değildir. Yargı eğer barış ve huzur sağlayacaksa, tüm grup ve düşüncelere, ideolojilere saygılı, mesafeli, objektif ve tarafsız olmalıdır. Avukatların var olan mekanizmaya dahil edilerek sorunun çözümlenmesinin gerektiği fark edilmelidir. Avukatın görüşü alınır hale gelirse, hak arama özgürlüğünün teminatı olan avukatlık da sağlıklı duruş sergileyecektir.

Bugünkü tartışmaları çok daha geri plandan, yani arka planı ile değerlendirmek ve yorumlamak isterim. Avukatlar sisteme dahil edilmeden, yargı sorunlardan kurtulamayacaktır.

“Baştan kaybetme yoluna gidildi”

Sağlıksız bir süreç var. HSYK seçiminde kazanan yok. Grup ve bölümlere ayırmak suretiyle daha başından kaybetme yoluna gidildi. Bu kaybedilişi açan yol da, parçalanmaya fırsat veren yöntemlerdi. Bu yol, yol değil. Bu yol yargının çıkmaz sokağı.  Avukatların içine dahil edildiği bir sistem oturturmalı ve hiçbir düşünceyi dışlayacak anlayışa gidilmemeli. TC kuruluş esasları içinde buna hizmet edecek bir anlayışta olan yargıçların işbaşına geldiği gün, bağımsızız diyebileceğiz.

“Yargının kaybetmesi, adalet ve huzurun kaybetmesidir”

HSYK seçimleri ile kimse kazanmamıştır. Yargının kaybetmesi demek, milletin kaybetmesi demektir. Adalet ve huzurun kaybetmesi demektir. Avukatın temel değerlendirilmediği sistemde huzur ve adalet değerlendirilemez. Devlet gücüyle suçladığınız insanlara aynı güçte savunma imkanı vermezseniz, adalet de yok demektir. Kendisini savunamayan bir insan, başkasını da savunamaz. Yargının temel sorunu da budur.

Esas sorun yargı içinde savunma olmamasıdır. Birçok şey gibi bu da sözde kalan bir gerçektir. Bunu görmek gerek.

Hakim ve Savcılar kurulu aynı çatı altında olmamalı. Bu konu sürekli konuşuluyor. Hakimler Birliği olur, Savcılar Birliği olur, Avukatlar Birliği olur.

Yargı; hakim, savcı ve avukatların kurucu unsur olduğu kurumlardır. Hakim ve Savcıları birleştirerek tek çatı altında toplamak, ayrı ayrı konuşlanması gereken unsurların görevini yapamamasına neden olur. Hele ki avukatları da bu sistemden ayrıca dışlamak, yargıyı tamamen yargı olmaktan çıkarır.

Böyle şey olur mu? Bu durum ne kadar çürük bir ayak olduğunu gösterir. “Sana gerek yok” anlayışıyla hareket ediliyor. Tek ayaklı sistem sağlıklı olur mu? Bu iki ayağı birleştirmek olmaz. İnfaz sistemi var. İçinde avukat yok. Hakim ve savcının tek ayak haline geldiği ülkede, yargı da sağlıklı olamaz. Hakimler, Savcılar ve Avukatlar Birliği olarak 3 ayrı ayak olmalı. Savcılar, avukatlarla eşit olmalı. Özlük haklar da aynı olmalı. Bağımsız, tarafsız bir yargı şart.

“Bu yol, yol değil”

Dediğim gibi ortada bir kazanan yok. Kaybeden sadece yargı olmadı. Yarsav da kazansa, bir “kaybediliş yoluydu” bu... Yargının kendi içinde tehlike ve tartışma içine girmiş olmasıydı. Bu yola girmek hata. Böyle bir tartışma içinde seçim olması daha büyük bir hata. Nasıl olacaktı? En başa dönecektik. Karar ve denetim mekanizmalarında, savunma yargının kurucu unsuru olarak hayata geçirilmeliydi. Aksine kazanmak mümkün olmaz, adına yargı da denmez. Bu sürecin girdabına kapılmaktır.

“Geri dönmek gerek”

Kaybediliş yolundan geri dönmeliyiz. Bunun da yolu, yargının bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Savunmanın kurucu unsur olarak sistem içine alınmasıdır. Yargı camiasında “Yargının 3 sac ayağı var” derler.Sav, savunma ve yargı… Yani hakim, savcı ve avukat… Bu üç ayağın bağımsızlığını sağlayıp sisteme dahil etmeliyiz. Savunma kurucu unsur olmalıdır”.

(Haber Hülya Sürücü)