29 Martta Akyazı SGK Hizmet binasının açılış töreni yapıldı.

Törene Tarım Bakanı Fakıbaba Sakarya Milletvekili Ayhan sefer Üstün, Sakarya valisi, Belediye Başkanı, Kaymakam, Askeri Erkan, Akp parti teşkilatının her kademe temsilcileri, Köy ve mahalle muhtarları, hepsinden önemlisi Akyazı’nın yetiştirdiği en önemli değerlerden biri olan Türkiye Ziraat Odaları ve bu kurumu Akyazı’ya kazandıran SGK ‘nın Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Bayraktar katıldı.

Akyazılı bir köylü çocuğu olarak, bütün bu saydıklarımla beraber yaklaşık 150 kadar kişinin törene katılmış olması beni bir hayli düşündürdü.

Sakarya hala Türkiye’nin her çeşit tarım ve hayvancılığın yapıldığı gözde bir bölgesi. Koskoca Tarım bakanı ve kendi değeri olan TZOB Başkanı ayaklarına geliyor ve toplamda 10 kişi bile üretici katılmıyor.

Adalet Partisi döneminde bir bakan Akyazı’ya gelecek olsa yer yerinden oynardı. Ayrıca üretici bir yana Akyazı; Akp, tarihinde bir partinin alabileceği en yüksek desteği aldığı, Türkiye ortalamasının üstünde bir oy potansiyeline sahip olduğu bir yer. 15 Temmuzda ve nöbetlerde Türkiye çapında nam almış bir ilçe. Belki de Akyazı’da böyle bir tabloyu tahmin etmedikleri için ekstra bir çabaya gerek görmemişlerdir. Ama taşıma ve bindirme topluluklar olmadığı müddetçe gerçek budur.

Bir çiftçi çocuğu olarak, yıllar içerisindeki gelişmeleri de göz önüne aldığımda, Akyazı’da tarım bitmiş, köylü de Ak Partiyi terk etmiştir. O köylü ki, geçmişte iktidarları belirlemiştir. Köylüyü yanına alan hep iktidar olmuştur.

Gerçi bu gün geldiğimiz sanayileşme oranında köylünün ağırlığı azalmıştır. Ama yeni sistemle bir oyun bile önem kazandığını düşünecek olursak, gelecek seçimlerin belirleyicisi de köylü olacaktır. Rahmetli Süleyman Demirel siyasi hayatı boyunca hep köylüyü yanında tutmayı başarmıştır. İstanbul gibi sanayileşmiş şehirlerde seçimleri kaybetmesine rağmen kırsal kesimden gelen oylarla iktidar olmuştur.

O zamanlar tütün çiftçisine taban fiyat olarak “Kim ne verirse ben beş bin fazlasını veririm” demesini çok eleştirmişlerdir. Önümüzdeki seçimlerde de köylüye kim fazlasını verirse ipi o göğüsleyecektir.

Hayvancılığın can çekiştiği, tütünün, haşhaşın yasaklandığı, fındıkçının kan ağladığı, seracılığın, sebzeciliğin, pamuğun, mısırın terk edilmeye, pancar ekimini sonlandıracak çabaların köylüyü canından bezdirdiği bir ortamda siz Afrin’le seçim kazanamazsınız.

Halkın dertlerini bir kenara bırakıp, Suriye ve Suriyelileri merkeze oturtan bir politika ile Türkiye’de seçim kazanamazsınız.

O zaman köylü size “ Eti Sırbistan’dan alıyorsanız, oyu da Sırbistan’dan alırsınız.” Cevabını sandıkta da verir. Özellikle iktidar, seçimlere kalan kısa zaman zarfında köylünün karşısına tatmin edecek, ikna edecek destek ve projelerle çıkmalı. Yoksa köylünün hayatında bir kere bile görmediği, geçmediği yollar, köprüler, baş örtüsü falan gibi masallarla oy almak artık mümkün değildir.

Görünen o ki, halkta bıçak kemiğe dayanmıştır.Eğer muhalefet de 15 yıllık bir iktidarı yıkıp yerine geçmek istiyorsa; umudunu iktidarın yanlışlarına değil, onun yanlış yaptığı konularda ortaya koyacağı doğru projelere bağlamalı, halka umut olmalıdır.

Necmettin Özgürsoy