Hak ve Adalet Partisi  Sakarya Milletvekili Adayı Veli YILMAZ”  AKP hükümetleri döneminde uygulanan ekonomi politikaları ile gelir dengesi bozuldu, sermaye belli ellerde toplandı, halk fakirleşti, işsizlik ve yoksulluk yaygınlaştı”

Hak ve Adalet Partisi  Sakarya Milletvekili Adayı Veli YILMAZ”Tek Merkez ve Milli Çatı Partisi olan,Atatürkçü Hak ve Adalet Partisi (Hap)Geleceğin; güvenilir, dışa bağımsız, ekonomik istikarı tam, işsizliğin büyük oranda çözüldüğü, özgürlük ve inançların serbest olduğu, eğitim oranın yükseldiği, her bireyimize eşit sağlık hizmetinin ulaştığı,hak ve adaletin mirli birlik ve beraberliğin sağlanması sağlamak ,güçlü Türkiyeyi,güçlü orduyu,güçlü devleti tarafsız bağımsız güçlü adalet güçlü ekonomiyi,kurmak getirmek için ve bu gibi değerlere sahip  bir TÜRKİYE inşa etmek için ,ülkemizin bölünme,parçalanma iç savaşa doğru sürüklenişini durdurmak için yola çıktık.

Sosyal adalet, ekonomik özgürlük, bağımsızlık ilkelerimiz eşliğinde ilk günkü heyecanımızla çalışmalarımız devam ediyor. Bizler, bugün Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk izinde, hiç bir ayrımcılığa yer vermeden dört eğilimi kucaklıyor, yarınların Türkiye’si için son gücümüzle düşüncelerimizi eylemleştiriyoruz. Milli ve merkez çatı partisi altında yürüdüğümüz bu yola sizleri de çağırıyor ve HEP BİRLİKTE YÜRÜYELİM diyoruz. Kendimizi, bu güzel ülkenin tek bayrak partisi olarak görmekle birlikte, Türkiye halkına hizmete EVET dedik ve yollara düştük. Sizler de, bize katılmak istiyorsanız hiç durmayın! Bu güzel vatanın, özellikle son günlerde kenetlenmeye, birliğe ve beraberliğe çok ihtiyacı var. Bu ihtiyaca ise ancak taze bir kan hayat verebilir. GELİN BİRLİK OLALIM…”dedi.

Hak ve Adalet Partisi  Sakarya Milletvekili Adayı Veli YILMAZ”Vatandaş KDV, ÖTV, stopaj, harç ve gelir vergisi öder. Bunlar vatandaşa hizmet olarak dönecek yerde rantiyeye, faize gider. Fakirliğin yoksulluğun, işsizliğin temel sebebi budur. Bu faizler; halkın sofrasından alınan dilimlerle ödeniyor.

Faize giden paralar yatırım ve üretime kullanılabilse her yıl ilave 400.000 kişinin çalışacağı iş yerleri açılır.

Kaynak paketleri ve havuz sistemi uygulanıp rantiyeden, faizden kesilip, çiftçi, köylü, memur, işçi ve esnafa, emekliye verilecektir.

Son yıllarda işsizlik artmaktadır. Bilhassa eğitimli gençler işsizdir. İşsizlik bir ülke için en büyük sosyal sorundur. Sorunun çözümü için gönüllü uygulanan İMF politikalarının terk edilmesi ve bir an evvel üretim ekonomisine geçilmesi gerekmektedir.

Havuz medyasının meddahlığının tersine, halk fakirleşmekte, işsizlik, yoksulluk artmaktadır.

İşsizliğin sebebi takip edilen ekonomi politikalarıdır. Daralan iç talep, bastırılmış düşük döviz kuru ve artan maliyetler sebebi ile yerli üretimin rekabet kabiliyetini kaybetmesi, bunun neticesinde ithal malların iç pazarı ele geçirmesi, fabrikaların kapanması veya yurt dışına taşınması, yerli sermayenin dışarı kaçması neticesi olarak işsizlik de artmaktadır. Gelen yabancı sermaye mevcut tesisleri almakta, büyük mağazalar açarak ticaret yapmakta ve borsada oynamakta, spekülasyon yapmaktadır. Yeni fabrika kurmuyor.

Ne Yapıldığı belli olmayan  eğitim, manevi tahribat ve ahlaki çöküntü toplumu bir taraftan israfa yöneltirken, diğer taraftan eline fırsat geçenler hak, hukuk tanımadan her türlü yolsuzluğu yapmaktadır. Siyasi güç kullanılarak kamu kaynaklarının yağmalanması, rant paylaşımı öne çıkmaktadır. Yolsuzluklardan millet bunalmıştır. Siyasi güç kullanıp bu yağma devam ettirilmektedir.

Yolsuzluklar, kayırma ve nüfuz kullanmalar milletin şuurunu bozmaktadır. Halkın ödediği vergiler millete hizmet olarak dönecek yerde faize, israfa ve yolsuzluğa gitmektedir. Ahlaki çürüme, kokuşmuşluk her tarafı sarmıştır.

Yolsuzluk üçgeninde millet soyulmaktadır. Bu üçgenin köşelerinde hortumcu, yüksek bürokrat ve siyasetçi oturmaktadır. Siyasi gücün ahlak ölçülerini kaybetmesi toplumun, kurumların, iktisadi ve sosyal yapının tahribine sebep olmaktadır.

Türkiye borç ve faiz batağına sürüklemiştir.

Sıcak dövizin çıkışa yönelmesi ile döviz kurlarında ani yükseliş bütün piyasaların çökmesine sebep olur. Nitekim bugün yayılan kriz dalgası Türkiye’yi de tehdit etmektedir.

Borçlar, dış ticaret ve cari açıklar sebebi ile Türkiye, uluslar arası sermaye ve siyaset güçlerinin tahakkümü altına girmiştir. Bu durum sadece milli ekonomiyi tahrip etmekle kalmamakta, birçok siyasi tavize de sebep olmakta, Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektedir.

Ayrıca yerli üretimde rekabet gücünün zayıflamasına paralel olarak işletmelerin karları eridiğinden yenileme, tevsi ve modernizasyon yatırımı için fon birikimi olmamaktadır. Böylece sanayi teknolojik yönden de rekabet kabiliyetini kaybetmektedir.

Reel sektör, üretim zarar etmekte, halk fakirleşmekte, rantiye beslenmektedir. Bankaların, rantiyenin karları katlanırken üreten ve çalışanlar fakirleşmektedir. Nitekim finans sektöründeki çok yüksek karlar, yabancıların Türkiye’deki bankaları almalarını cazip hale getirmektedir. Yabancılar Türkiye bankacılığında büyük pay sahibi olmuştur.

Türkiye milli sanayini kurma hedefini ve heyecanını kaybettiği gibi, mevcut tesisler, piyasalar, borsa ve bankalar yabancıların eline geçmektedir.

Sanayileşme politikası olmadığı için sanayinin Anadolu’ya yayılması, bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi, işsizlik sebebi ile olan iç göçlerin, yerinde sanayileşme ve istihdam sağlanarak önlenmesi, yüksek katma değerli ileri teknoloji üretimine geçilmesi, politikası da yoktur.

Nüfusumuzun üçte biri köy ve kasabalarda, tarımda geçinmektedir. Bu 25 milyon insan demektir. Tarımın milli gelirde payı yüzde 10 mertebesindedir. Çiftçi ve köylü ülkenin en fakir zümresidir.

Çiftçinin gelir seviyesi çok düşük ve işletme sermayesi olmadığı için daha mahsul ekilirken borçlanmaya başlar. Gübreyi, mazotu tohumu ve ilacı, hatta yıl boyunca ev ve aile ihtiyaçlarını mahsulü satınca ödemek üzere borçlanarak alır. Bu sebeple mahsul hasat edilince hemen satıp borçlarını ödeme durumundadır. Piyasanın oluşmasını beklemeye tahammülü yoktur. Alacaklılar kapıda beklemektedir. Piyasa simsarları çiftçinin bu durumunu bildikleri için çiftçinin ürününü ölü fiyatına alırlar. Bunu önlemenin yolu çiftçinin ürün maliyetlerini ve rakip ithal ürünün kendi ülkesindeki destekleri dikkate alarak mazot ve gübre desteği, pirim ve destekleme alımları ile tarımı desteklemektir.

Tarımda gübre, mazot ve ilaç fiyatları artarken ürün fiyatları ve destekler azalmaktadır. Çiftçi perişan haldedir, zarar etmektedir. Tarlasını ekecek gücü kalmamıştır. Tarlasında geçinen insanlar işsizler ordusuna katılmaktadır. Son yıllarda milyonlarca köylü, çiftçi işini terk etmiş, şehirlere göçmüştür.

Çiftçinin, köylünün ve çalışanların, emeklilerin gelirinin azalması esnafın da gelirinin azalmasına sebep olmaktadır. Milyonlarca esnaf ailesi büyük mağazaların yaygınlaşması ile işini kaybetmektedir. Yabancı ve yerli holdingler perakende piyasasının yarısını ele geçirmiştir. Kontrolsüz şekilde yaygınlaşan bu mağazalar milyonlarca küçük esnafın, tüccarın işini kaybetmesine sebep olmaktadır. Dükkânında geçinen insanlar işsizler ordusuna katılmaktadır.

Büyük sermayeden, holdinglerden beklenen esnafın sofrasındaki ekmeğine el uzatmak değil, yatırım, üretim ve ihracatla istihdam sağlamaktır.

Hak, adalet ve güzel ahlakı esas alan bir terbiye yerine her şeyi mubah sayan, hak ve hukuk tanımaz, ar, hayâ ve iffet duygularını da tahrip eden bir davranış yaygınlaşmaktadır.

TV, basın, internet ve benzeri yayınlar hudutları aşmakta, hedef alınan topluluklarda manevi ve ahlaki çöküşü hızlandırmaktadır. Fert aile ve toplumun korunması için tedbir alınmamaktadır.

Manevi ve ahlaki yapının güçlendirmesi için eğitimde, kültür hayatında ve neşriyatta acele tedbir alınması, ahlaki ve manevi değerlere bağlı, milletini, vatanını ve devletini seven, tarihini bilen insan yetiştirecek programların uygulanması gerekir.

Siyasi partiler millete hizmet ve memleketin idaresi için kurulurlar. Bilgi, kabiliyet ve tecrübeleri ile yönetim anlayışları ve milletin meselelerini çözüm projeleri için milletin desteğini isterler.

Memleket meselelerini bilen, çözüm yolunda hazır olan partiler iktidar olunca millete huzur ve rahatlık, umut ve şevk gelir.

HAK VE ADALET PARTİSİ  İKTİDARINDA YAPACAKLARIMIZ

Havuz sistemi tekrar kurularak ve kaynak paketleri hazırlanarak borçlanma ihtiyacı azaltılacaktır.

Sıcak dövizin tahribatı önlenecek, döviz kurlarının enflasyon seviyesinde artması desteklenerek yerli üretim ve iç Pazar üzerindeki ithalat baskısı kaldırılacaktır.

Yerli üretimin rekabet kabiliyeti kazanması ile iç Pazar ve ihracat cazip hale geleceği için yatırım, üretim ve ihracat artacaktır.

Menkul sermaye gelirleri, makul seviyede ve usullerle vergilendirilecek, bir taraftan bütçe gelirleri arttırılırken, diğer taraftan dolaylı olarak tasarrufların yatırımlara yönlenmesi desteklenecektir.

İstihdam üzerindeki ücret dışı yükler azaltılarak istihdam desteklenecek, herkese iş ve aş temini temel politika olacaktır.

İş gücünün iş hayatının ihtiyaçlarına göre hazırlanması için işçi ve işveren kuruluşları ile birlikte örgün ve yaygın eğitim kurumlarında uygulanan programlarda bu hedeflere göre düzenlemeler yapılacaktır. Düzenlemeler bölge ve il seviyesinde ihtiyaçlar dikkate alınarak mahallinde istihdamı mümkün kılacak şekilde yapılacaktır.

—Yatırım finans desteği,

—Satış finans desteği,

—Uluslararası fuarlara katılma desteği,

—İhracatta kur garantisi desteği verilecektir.

Yerli üretimin rekabet kabiliyetinin güçlendirilmesi için, enerji, hammadde ve diğer maliyet unsurlarının rakip ülkeler seviyesinde olması sağlanacaktır.

İhracatın miktar ve çeşit olarak arttırılması, dış pazarlarda kıtalar – bölgeler arasında dağılıma göre yeni pazarlara girişi hızlandırmak maksadıyla yurt dışında tanıtma ve ticaret merkezleri kurulması desteklenecektir.

Bölgeler arası gelir dengesizliğinin giderilmesi ve geri kalmış bölgelerin kalkındırılması için, bölgesel teşvik projeleri uygulanacaktır.

Tarım sanayi ve hizmet sektörünün, Motorin , Doğalgaz, Elektrik, Gübre ve benzeri, temel girdilerinden vergi kaldırılarak maliyetler düşürülecek, rekabet kabiliyeti geliştirilecektir.

Sanayileşme politikaları milli hedeflere göre tespit edilecektir.

Sınır bölgelerinde sınır ticareti geliştirilecektir.

Fakir, geri kalmış bölgeler için 10 yıl vergi muafiyeti uygulanacak ve enerji fiyatlarına yüzde elli destek verilecektir.

Tarımda üretim desteklenecektir. Destekler üretim maliyetleri ve rakip ülkelerin maliyetleri ve destekleri dikkate alınarak tespit edilecektir.

Hasattan sonra borçları sebebiyle bekleme gücü olmayan çiftçi – köylünün piyasa simsarlarının eline düşmemesi için tarımın, çiftçi ve köylünün korunması ve piyasaların dengelenmesi ve arz bolluğunda fiyat istikrarının korunması için makul fiyat, alım, peşin ödeme ve güvenlik stoku ve piyasa istikrarı için destekleme alımı ve dengeleme stoku destekleri verilecektir.

Tarım ve hayvancılık ürünlerinin işlenmesi için gıda sanayinin gelişmesi desteklenecektir.

Tarımda arz – talep dengesinin korunması, üretim teknolojisinin gelişmesi ve pazarlama ihtiyacının karşılanması için kooperatifleşme, sözleşmeli tarım ve entegre tesisler desteklenecektir.

Hayvancılık özel olarak desteklenecek

İşsizliği önlemek için istihdam projeleri geliştirilecektir. Halıcılık, el sanatları, ev imalatı ve benzeri konularda projeler geliştirilecektir.Fert, aile ve toplumun korunması için dini, ahlaki ve manevi eğitim anaokulundan başlatılacak ve güçlendirilecektir.

Zararlı yayınların ve uyuşturucu, alkol ve diğer kötü alışkanlıkların önlenmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.

Eğitim hizmetlerinde kalitenin yükseltilmesi için her seviyede yeniden düzenleme yapılacaktır.

İş hayatının ihtiyacına göre mesleki eğitim geliştirilecektir. Bu konuda sektör temsilcileri ve meslek odaları ile işbirliği yapılacaktır.

Eğitimde her türlü baskı ve engeller kaldırılacak, öğrenme ve daha iyi yetişme yolları açılacaktır.

Özel eğitim kurumlarının yaygınlaşması desteklenecek ve kalite yönünden yakın denetime alınacaktır.

Herkesin kabiliyetine göre eğitimden faydalanabilmesi için ihtiyaç sahipleri desteklenecektir.

Öğretmen ve öğretim üyelerinin kendilerini eğitime hasredebilmesi için özlük hakları yeterli seviyeye getirilecektir.

Herkes yeterli sağlık hizmeti alacaktır.

Sağlıkta özel hizmet alınması kolaylaştırılırken yolsuzluklara karşı tesirli denetim usulleri geliştirilecektir.

İlaç israfına karşı caydırıcı ve tasarrufu teşvik edici tedbirler alınacaktır.

Dağ, tarih ve sağlık turizmini geliştiren projeler desteklenecektir.