Sayın Valim, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, 15 Temmuz Milli İrade Derneğinin Çok Kıymetli Başkanı ve Yöneticileri, Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Kıymetli Başkanları, Kamu Kurum ve Kuruluşlarımızın Kıymetli Mensupları, Muhtarlarımız ve Kıymetli Misafirler ‘28 Şubat Anma Programı’na hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

 

28 Şubat, demokratik yönetimin ve milli iradenin, askeri vesayet altında çiğnendiği karanlık bir süreçtir. Darbeci zihniyetin “bin yıl sürmesini umduğu bu süreç” milletimizin demokrasiyle olan inancı ile on yıl bile sürmeden bertaraf edilmiştir. Bugün 2020 yılında, milli iradenin üzerinde hiçbir vesayetin olmadığı ülkemizde; 28 Şubat Darbesi’nin yıldönümünde darbe çığırtkanlığı yapanları milletçe kınıyor ve lanetliyoruz.

 

 

Darbe, en büyük insanlık suçlarından birisidir. Meşru olmayan bir otorite sağlamak ve devam ettirmek için baskı, tehdit, işkence, hatta ölümlere kadar uzanan bir zulüm mekanizmasıdır darbeler. Zulümle başlayan ve zulümlerle devam eden darbe süreçlerinin hiçbir yerde barış ve huzur getirdiği görülmemiştir.

 

Siyasi görüş ve inancından dolayı insanların; ibadet, eğitim, çalışma, düşünce ve ifade hürriyeti gibi en temel hakları elinden alındı. İkna odaları kurularak insanların inançlarından vazgeçmeleri için psikolojik baskılar yapıldı. Yüzbinlerce insan fişlendi ve işine son verildi. Mütedeyyin insanlar, sadece inançlarından dolayı kamu kurum ve kuruluşlarından uzaklaştırıldılar. Ülkemizin ekonomisine hizmet etmek için gayret eden sanayici, işadamı, tüccar, esnaf ne kadar dindar insan ve ekonomik kuruluş varsa yeşil sermaye yaftası ve yakıştırması ile engellediler.

Çok ilginçtir ki dindar insanlara bu kadar zulüm yapılırken o dönem dini bir cemaat olarak görülen FETÖ yapılanmasına hiçbir şekilde dokunulmadı. 28 Şubat sürecinde en karlı çıkan ve palazlanan yapı, FETÖ oldu. Artık bugün biliyoruz ki tüm bunlar tesadüfi değil; gizli bir el tarafından organize edilen süreçlerdir. Vesayetçiler ve darbeciler eliyle büyütülen FETÖ de günü geldiğinde kendisine verilen ihanet emirlerini uygulamaya girdi. Mit krizi, 17-25 Aralık ve en son 15 Temmuz’da milli iradeye kasteden bu hain yapı, aslında bir 28 Şubat vesayetinin ürünüdür.

 

Kahraman ve aziz milletimiz, 28 Şubat darbesini ve vesayetini reddederek 2003’te AK Parti’yi iktidara getirdi. Vesayete karşı o günden bugüne kadar da her zaman milli iradenin temsilcisi AK Parti’nin ve lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında durdu. 15 Temmuz hain FETÖ Darbesine karşı canı ve kanı pahasına direndi, darbeye geçit vermedi. İradesine sahip çıktı.

Fakat kasetle genel başkan olan, 17-25 Aralık’ı destekleyen, 15 Temmuz’a tiyatro diyen Kemal Kılıçdaroğlu, o kanlı gece devletimizin lideri Sayın recep Tayyip Erdoğan’ın canına kastedilirken tankların arasından sıvışıp güvenli yere gidiyordu. Allah’a hamdolsun AK Parti İktidarları, başta 28 Şubat olmak üzere bütün anti demokratik yasaları ve uygulamaları teker teker kaldırdı ve hepsini tarihin çöplüğüne gönderdi.

 

Bugün burada hep beraber; her türlü vesayetin karşısında olduğumuzu ve olacağımızı göstermek için bir aradayız. Milli iradeye yapılan darbeleri, bin yıl değil on bin yıl geçse dahi unutmayacağımızı buradan ilan ediyoruz.

Katkı ve katılımlarınız için her birinizi saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.''dedi.