Ben mevsimlerden en çok sonbaharı severim....

Aynı zamanda hüzünlenirimde...

Tabiatta hayat bulmuş bir çok nebatat, sonbaharda güzelliklerini yitirmeye başlar...

Kışın müjdecisidir sonbahar...

Hafif serin esen rüzgar, bunaltıcı geçen yaz sıcaklarının intikamını alır bedenimizden...

Ağaçlardan intihar edercesine süzülen çınar yaprakları, ölürken bile sevgililerin ayakları altında bir başka güzellik ve son kıyağını sunar bizlere...

Tabiatın o muhteşem yeşil renkli tablosuna, hafif kızıllıklar karışır...

Pastel boyalı;hiçbir ressamın bu kadar büyük tuval kullanamayacağı büyük bir tablo durur karşınızda...

Ölümler ve ayrılıklar nedense hep sonbaharda olur sanki...

Sonbaharda ölümde ayrılıkta, aşk ve sevgiyle kardeş olur...

Mevsimin ilk palamutu balıkçı tezgahlarına düşmeye başlar...

Hamsi, lüfer, istavrit, çinekop....

Artık yavaş yavaş hazırlık yapar...

Okullar açılır mesela sonbaharda...

İlkokulda hayat bilgisi kitaplarındaki, şemsiyesi rüzgardan ters dönmüş yüksek ökçeli kadın figürü gelir hep gözümün önüne...

Beni alır çocukluğuma götürür...

Salça ve tarhanalar evlerin o küçük avlularında evin büyük kadınları tarafından bir başka heyecanla hazırlanır...

Ahhhh Sonbaharrr ahhhh...

Nice ölümlere nice doğumlara şahitlik etmiş sonbahar...

Kokulu üzümlerinimi sayayım yada kara incirini...

Bahçelerde son turfanda pembe domateslerinimi, dalında son gösterisini yapan armut ve elmalarınımı....

Sen her sene bütün ihtişamın ile gelmeye devam et...

Figürler değişsede, rolün hep aynı....

..... HÜZÜN.........

Aydın Birinci....

28.08.2016