Ülkemizin içine alındığı oyun artık 100 yıllık arz-ı mevud olarak önümüze apaçık kondu.
Ayın 25'i geldi ve geçti, %97 evet ile ne de olsa Arap ve Türkler hayır demek yerine oy vermediler.
Sonrası bağımsızlık süreci oyalama manevraları.
Bu millet Kıbrıstaki Maraş denilen 1 kilometrekare alan için 40 sene dil döktü uluslararası mecralarda.
En sonunda Rumların hakkı dendi neredeyse zorla kabul ettirilmek üzere.
Artık bundan sonra ya bekleme ve oyalamalar ile bir uyutma dönemi olacak. Ya da Irak ile bir bütünlüğü kalmadığından bize bağlanma sürecine Irak merkezi hükümetinin rızası ile 'resmi referandum 5 Haziran 1926 yıllında yapılmıştır' denilip Dünyaya bizim olanı alıyoruz denilecek.
Başka sizce bir durum kaldı mı?
Cephe çok kısa belki yarın belki yarından da yakın bir zamanda, en az 5 ila 10 yıl sürebilecek savaşın fitili ateşlemek üzere.
Bunu Barzani (mahalle) bölgesinin Bejori, Mizori, Şarvani, Dolemari aşiretlerinin kabala öğretilerinin ve haham yetiştiren o insanların artık İsrail ile bağlarını inkar etmez safhalara gelmesinden anlamamız lazım.
Mavi Marmara baskınından tanıdığımız İsrail Genelkurmay Başkanı Eşkanazi'nin Kürt bölgesi Yahudisi olduğunu bilmeyenleriniz yoktur sanırım.
Netanyahu'nun "Kuzey Irak bizim topraklarımız, oradaki tapularımızı geri alacağız" bildirisini de duymuşsunuzdur sanırım.
Herneyse; sözde PYD denilen unsur ile bizim olanı almaya gittiğimizde, ırkçı söylemlerle "Kürt devletine saldırıldı, bizler de Türkiye'ye saldırıyoruz" sözlerini de duyacaksınız.
Ama aklı selim olan herkes artık şunu bilmeli ve kavramalıdır; o bölge Musul sancağımızdır ve tapusu bizimdir..!
Bizim derken Türk, Kürt, Arap, yani Türkiye'nindir.
Gelin küçülelim olayı anlamak için; bir köyde yaşıyoruz... Bir ailenin soyadı Türk biri Kürt biri de Arap...
Türk delikanlısı bir ara Kürt kızını sevdi, istemeye gitti. 'Sen Türksün sana kız vermem' denir mi? Ya da aksine, 'biz bir köyün farklı aileleri olabiliriz ama ne mutlu bize ki akrabalığımız pekişiyor' denir ve toplu düğün yapılır.
Bunun her türlü tersi de olabilir ama, sonuçta akrabalık kaynaşması olarak aileler sevinir.
Bizler işte bu topraklarda yüzlerce yıl bunu yapmışız ve bizler ister Türk olalım ister Kürt ister Arap, büyük ve geniş bir aile olmuşuz.
Bu sebep ile et tırnak gibiyiz ayrılmamız hepimizin canını acıtır.
Ne Marksist bir Yahudi'nin sözüyle (Karl Marks), ne de ateist bir Yahudi'nin sözüyle (Moiz Kohen) bizim kardeşliğimiz bozulmaz, bozulmamalı. Buna imkan vermemeliyiz.
Daha net anlaşılmıştır sanırım. Osmanlı da Kudüs'teydi Selçuklu da, evvelinde Selahattin Eyyübi de Kudüs'teydi.
Beni hiçbir ırkçı söylem ilgilendirmez . Beni sadece dinim İslam'ın apaçık ayeti olan Hucurat suresi 10. ayet ilgilendirir.
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
İnnemâl mu’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn(turhamûne).
Hucurat suresi 10. Ayet: Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Sawat al-Hujurat 10: Pawlos tenê birayên me ne. Hingê birayên xwe rast bikin. Xwe ji Xwedê re bizanibin ku hûn li ser we dilovan bikin
Artık silkelenin ve kendinize gelin. Gavurdan dost, domuzdan post olmaz demiş atalarımız.
Sevgi ve saygılarımla
Murat MALKOÇ
