Osmanlı tarihinin en tartışmalı olaylarından biri, 1876 yılında Sultan Abdülaziz’in vefatıdır. Aradan geçen yıllara rağmen bu ölümün intihar mı yoksa bir suikast mı olduğu hâlâ tarihçilerin gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Konuya dair dönemin resmi belgeleri ve tanık ifadeleri, meselenin aydınlatılmasında başlıca kaynaklarımızı oluşturmaktadır.
İncelediğimiz belgelerden biri, sarayda görevli bir hanıma yöneltilmiş iki soruyu içermektedir. Bu sorular ve verilen cevaplar şöyledir:
“Merhum Sultan Abdülaziz, bileklerini kendi iradesiyle mi kesti, yoksa başka bir olay mı meydana geldi?”
Cevap: “Kendi bileklerini kendi eliyle kesmiştir; başkası tarafından yapılmamıştır.”
Ve ardından gelen ikinci soru:
“Merhumun kaldığı odada veya evinde şüpheli bir durum görülmüş müdür?”
Cevap: “Hiçbir şey görülmemiştir.”
Bu ifadeler, resmi makamların yürüttüğü soruşturmada dikkate alınmış ve belki de olayın “intihar” olarak kayıtlara geçmesinde etkili olmuştur. Bununla birlikte, tarih yazımında tanık beyanlarının tek başına kesinlik ifade etmediği unutulmamalıdır. Zira dönemin siyasi çekişmeleri, taht değişimleri ve saray entrikaları göz önüne alındığında, Abdülaziz’in vefatı etrafındaki şüpheler hâlâ önemini korumaktadır.
Bugün elimizdeki bu belge, sürecin yalnızca bir yönünü aydınlatmaktadır. Fakat tarihsel belgeler ne kadar açık görünürse görünsün, gerçeğin bütününe ulaşmak çoğu zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle Sultan Abdülaziz’in ölümü üzerine yürütülen tartışmalar, yalnızca bir padişahın trajik sonunu değil, aynı zamanda Osmanlı siyasi hayatının çalkantılı yapısını da gözler önüne sermektedir.
Sultan Abdulaziz'in ölüm sebebiyle ilgili hizmetçi bir hanıma sorulan iki soru.
Yer : Y..EE.. / 141 - 24 -
Tarih : -
Dosya Ek :
