Bazılarına göre devlet kuruluyor, bazılarına göre satrancın son hamlelerine yaklaşılıyor. Ben ikinci şıkkı tercih edenlerdenim.

15 Temmuz'dan bir hafta evvel Barzani Kuzey Irak'tan ayrılıp Türkiye'ye bağlanmasını kendi senatosunda teklif ediyordu. Şimdi ise tam tersine 'çocukluk hayalim' deyip, devlet olma serüvenine atılıyor.

Garip bir durum; Irak merkez yönetimi ise, savaş kararı alıp Musul'a ordu sevk ediyor.

Barzani ise ters bir açıklama Bağdat yönetimi bana Musul'u terk etmeye söz vermişti diyor. 'İsrail terör devleti ise hayde geç kaldın ben seni devlet olarak şimdiden tanıdım!' şeklinde çıkış yapıyor.

Türkiye, Irak 'ta birlik istiyorum diyor ama, Ankara Anlaşması'nı gündeme şimdilik taşımıyor.

Garip bir oyun bu satranç, çocukluğumdan beri oynarım. Varyasyonlarında son noktasına kadar hamleleri belli olmayan ama sonunda şahtan evvel genellikle veziri yenen bir oyun.

Garip olan başka yön ise Salih Müslim denilen PYD PKK terör örgütü başkanı, Türkiye'de bir zaman ağırlanıp kollanıyor.

IŞİD denilen sözde İslami olduğunu ilan eden örgüt ise, kurulduğu günden beri İsrail harici bölgedeki tüm ülkelere savaş açarken, Kuzey Irak yönetimine 'sakın ayrılmaya kalkma yoksa sana saldırırız' açıklaması ile cılız bir gövde gösterisi yapıyor.

Kafanız çok karıştı değil mi? Ama baştan beri dedim ya savaş sanatını, en güzel Yavuz Sultan Selim Han ile Şah İsmail'in oynadığı satrançtan anlıyoruz.

Bu bölge geçmişte, bugünde, yarında büyük fillerin çarpıştığı, karıncaların telef olduğu bir bölge olmuş. Eskiden hakim güç İran ile Osmanlı idi şimdi ise İngiltere, Almanya, Fransa yapısındaki AB grubu, bir yandan İsrail, ABD eksenindeki grup, diğer yandan Rus eksenli İran grubu.

"Türkiye'yi neden saymıyorsun?" diyenleri duydum sanki. Türkiye Birinci Dünya Savaşı çıkmadan evvelki Osmanlı'nın durumunda .

Hangi noktada duracağı son ana kadar belli olmayan ama yıkım ile parça kaybetmesi için tüm güçlerin hem fikir olduğu ülke. Bu sebeple sayın cumhurbaşkanımız nezdinde ülkemiz çetin bir sınavdan geçmek üzere sanırım.

Bu tür durumlarda birkaç farklı yol her zaman vardır, olmuştur, şimdide olacaktır.

Değerlendirecek olanın (sayın cumhurbaşkanımızın) zeki bir savaş ekibini etrafında toplaması gerekmektedir. Mesela, Barzani ile Türkiye danışıklı döğüş üzereler, Barzani Musul'u almak için savaşır, Irak merkezi hükümetini yener, referandum sonucu bağımsızlık ilan eder.

O bölgede nefes alabilmesi için, hatta bütün maddi verilerini kazanımını devam ettirebilmesi için iki yol vardır; en gerçekçi yol Türkiye'ye ilhak olabilir, güçlenip daha sonra ayrılmak için; çünkü Ankara Anlaşması gereği İngiliz menşeeli Birleşmiş Milletler'inde taraf olması ile bu sonuç doğal görünmektedir.

Ve yahut;

PYD ile birleşip sonu görülmeyen bir savaşa devam edip o bölgede doğal insan yaşamını yok edebilirler .

Bunun için 3000 tır dolusu silah yardımı ve 27000 kiralık asker desteğiyle ABD'nin Suriye'de Barzani'ye bu tarafa yanaş talimatı da verdiği görünen bir gerçek.

91'li yıllarda bize Irak yerine Bağdat yönetimi ve 16. paralel üstü, yani Kuzey Irak'ı dilimize alıştırmaya çabalayan zihniyet, şu sıralar Kuzey Suriye sözünü de medya vasıtasıyla işlemeye devam ettiğini tüm insanlar görüyor.

Bu bölgede akan kanlar hep akrabadır dışarıdan ithal edilen caniler hariç..!

Bu sebeple kan akıtacak tüm düşünceleri geri plana atıp evvelinde savaşın masada kazanıldığının bilinciyle maaşlarını ülkemizin verdiği askerlerini, bizim askerlerin yetiştirdiği tüm alt yapısını bizim müteahhitlerimizin yaptığı, ülkemizin toprak parçasını Ankara Anlaşması gereği gerçek sahibinin alacağı şekilde dünya stratejisini derhal hayata geçirmek zorundayız.

Bunu başarabilecek devlet tecrübesi ve askeri silah gücü bizlerde mevcuttur.

Ülkemiz yönetim erklerine bu büyük satrançta başarılar dilerim...

Sevgi ve saygılarımla

Murat MALKOÇ