Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük padişahlarından biri olan Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatının son dönemlerine dair ilginç bir hikaye mevcuttur. 1566 yılında gerçekleşen bu olaylar, tarihe damgasını vurmuş ve dönemin önemli bir dönemecini oluşturmuştur.Kanuni Sultan Süleyman, İstanbul'dan ayrılmadan önce Eyüp Sultan Türbesi’ne gidip dua etti ve kendini iyi hissetmesiyle (1 Mayıs 1566) büyük törenlerle at üzerinde başşehirden ayrıldı. Edirne’ye vardıktan sonra torunu Mehmed’in doğumu haberini alarak adını bizzat kendisi verdi. Ardından Belgrad'a ulaşarak burada önemli bir karşılaşma yaşadı.Sigetvar Kalesi'nin önlerine geldiğinde şehrin kuşatılmasını emretti ve burada hastalığına rağmen kuşatmayı dikkatle takip etti. Ancak (6-7 Eylül 1566) gecesi hayata gözlerini yumdu ve kalenin alındığını göremeden vefat etti. Ölümü maharetle gizlendi ve İstanbul'a dönüşü sırasında yeni padişah II. Selim'in gelmesiyle vefat haberi resmen ilan edildi.Kanuni Sultan Süleyman'ın cenazesi, üçüncü defa 23 Kasım’da Süleymaniye Camii’nde yapılan cenaze merasimi sonrasında Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi'nin kıldırdığı cenaze namazının ardından cami yanındaki türbesine defnedildi.Bu olaylar, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman'ın son dönemi, imparatorluğun geleceği üzerinde de etkili olmuş ve dönemin tarih akışını belirlemiştir.
