Kanuni Sultan Süleyman, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun en ünlü padişahlarından biriydi. Kanuni Sultan Süleyman, sanat, edebiyat ve şiirle ilgilenen bir hükümdar olarak bilinirken, aynı zamanda çeşitli kadınlarla olan ilişkileriyle de tanınmıştır. Bu kadınlar arasında en ünlüsü ve aşkıyla özdeşleşen kişi ise Hürrem Sultan'dır.
Hürrem Sultan, Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn'de (günümüzde Ukrayna), 1504 yılında doğduğu rivayetler arasındadır. Yine başka bir rivayete göre 15 yaşında Köle olarak saraya getirilmiş ve zamanla Kanuni Sultan Süleyman'ın gözdesi haline gelmiştir. İkisi arasındaki aşk hikayesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihinde eşsiz bir yer tutar. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan'a olan aşkını şiirlerinde ifade etmiş ve ona olan sevgisini göstermek için çeşitli hediyeler vermiştir.
Hürrem Sultanın yazdığı bazı mektuplardan birinde Kanuni Sultan Süleyman’a duyduğu aşkı sizinle paylaşmak istiyorum;
“Canım Paresi Sultanım, Gamlı gönlümün yatıştırıcısı, yaralı kalbimin merhemi o kimsedir ki, onun aşkı gönül tahtımın sultanıdır. Her ne kadar cihanın saadeti isem de onun kölesiyim. Yüz bin kere yanmış sine ile arz olunur ki, benim Firdevs Cennetimin goncası Sultanım. Gaddar felek, benim gibi bir dertliye zulmedip, canıma türlü türlü ayrılık hançerleri saplayıp ve benim miskin gözümün yaşına bakmayıp, siz yüce ve ebedi cennetin goncasını benden ayrı düşürdü ise, rahatım zahmete, şahlığım tasaya, hayatım mahva yüz tutup, gün be gün feryadımdan insan ve cinler yanıp tutuşmuştur. İhtimaldir ki gözyaşıma Allah’ın inayeti yetişip hayatımı gene bana kavuşmayı mümkün ve kolay kılacak, bu kadar ayrılığımdan ve yabanda kalışımdan beni esirgeyecek! Benim Yusuf yüzlüm, şeker sözlüm, lâtif, nâzenin Sultanım! Allah dergâhına yüzüm süpürge kılıp niyaz ederim ki; mübarek yüzünüzü yine tez zamanda bana göstersin! İlahi, eğer denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa dahi, bu ayrılığın açıklamasını yazabilirler mi? Ayrılığa düşenin halini bilmek isteyenler, Süre-i Yusuf okusun, bu hali ancak o tefsir eder. Gözümün nuru Sultanım! Gece yoktur ki ahlarımın ateşinden bütün âlem yanmaya. Seher yoktur ki, gül yüzünüzün arzusuyla ağlamaya ve feryatlarımdan felekler parçalanmaya, Rumuzu şeb gibi tarik etti ey may-i iştiyak Müşkil olur iftirak, ah iftirak, vah iftirak (Gündüzümü gece gibi karanlık ettin ey Ay! Zor olur ayrılık, ah ayrılık, vah ayrılık…) Ah benim Sultanım! Ayrılık ateşinin sınırı yoktur. Şimdi siz de bu derd-mendi esirgeyip mektub-ı şerifinizi bu tarafa göndermeyi geciktirmeyiniz. Bari onunla canıma rahat hasıla ola.”
El-fakirü’l-hakir cariyeniz Hürrem
Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ile evlenmek için önce mevcut eşleriyle olan bağlarını koparmış ve onunla evlilik yoluna gitmiştir. Hürrem Sultan, saraydaki konumuyla etkili bir figür haline gelmiş ve Kanuni Sultan Süleyman'ın siyasi kararlarında büyük bir etkisi olmuştur.
Hürrem Sultan 1558 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ise Hürrem Sultanın vefatından tam 8 sene sonra 1566 yılında hayatını kaybetmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra da onun anısını ve sevgisini yaşatmış ve onun için yaptırdığı türbeyle ona saygı göstermiştir.
Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın aşk hikayesi, güçlü bir padişah ile onun sevgili eşi arasındaki derin bağı ve karşılıklı saygıyı yansıtır. Bu aşk hikayesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun dönemindeki kültürel ve sosyal atmosferi de yansıtarak tarih boyunca ilgi çeken bir konu olmuştur.