Tarih felsefesi, felsefenin diğer disiplinleriyle kıyaslandığında oldukça yeni bir alan olarak kabul edilir. 18. yüzyılın sonlarından itibaren yoğun tartışmaların yaşandığı bu alanda, tarih üzerine felsefi düşünceler geliştirilmiş ve bu alanda çalışmalar yapılmıştır. Tarih felsefesi, diğer felsefi araştırma konularıyla kıyaslandığında oldukça genç bir alan olmasına rağmen, içeriğinin gençliğine orantılı olarak oldukça yoğun ve derin bir hacme sahip olduğu görülmektedir.Tarih kavramı, Batı dillerinde genellikle Yunanca kökenli "istoria" kelimesiyle karşılanmaktadır. Bu kavramın kökenindeki Yunanca kavramın etimolojik yapısı, zamanla görme ve bilme fiillerini içine alarak "tanık" anlamına da gelmektedir. Türkçedeki tarih felsefesi alanındaki ilk telif kitaplardan birinin yazarı olan tarih felsefecisi Doğan Özlem'e göre, tarih kelimesi İyon lehçesinde "bildirme" ve "haber alma yoluyla bilgi edinme" anlamlarında kullanılmıştır. Attika lehçesinde ise sözcüğün görerek, tanık olarak bilme anlamları bulunmaktadır.Tarih kavramının ne olduğunu anlamaya çalışmak kaçınılmaz olarak "Tarih nedir?" sorusunu da gündeme getirecektir. Edward H. Carr'a göre tarih, insanların bilinç ve iradeleriyle etki altına alabildikleri olayların düşünülmesiyle başlamaktadır. Tarih, insanın çevresinde olup bitenleri anlamak için yaptığı uzun bir mücadeledir.Tarih felsefesi alanının kurucularından biri olarak kabul edilen Voltaire'in adı bu alanın kavramsallaştırılmasının arkasında yer almaktadır. Ancak tarih felsefesi alanına ve alan içerisindeki tartışmalara doğrudan girmeden önce, bu alanda belirleyici önemde olan tarih kavramının incelenmesi gerekmektedir.Tarih felsefesi alanının oluşumunun tarihi, Voltaire'in kavramı "icat" etmesini takip eden yıllarda, özellikle Almanca konuşulan felsefe dünyasındaki tartışmaların bu alanda verimli bir zemin oluşturduğunu göstermektedir. Alman idealizmi geleneği içinde filizlenen tarih felsefesi geleneği, tematik ortaklıklar ve süreklilikler taşımaktadır.Tarih felsefesi alanında yapılan çalışmaların önemli bir ismi olan Georg Simmel, tarihte anlam sorununu ortaya atan ilk tarih filozoflarından biridir. Onun tarihsel bir araştırmanın ilgili bağlamın psikolojik koşullarını da araştırma nesnesi haline getirmesi, tarih felsefesi alanındaki özgün katkılarından sadece biridir.Tarih felsefesi alanındaki bu temel bilgilerin ışığında, tarihin felsefi ve düşünsel boyutunu anlamak ve değerlendirmek oldukça önemlidir. Bu alandaki çalışmaların derinliği ve zenginliği, tarihin insanlık için ne kadar önemli bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
