Bir zamanlar İstanbul Atik Ali Paşa Camii'nde üç yaşlı amca ile tanışma fırsatı buldum;
Bunlardan ikisi belirgin bir şekilde sayın cumhurbaşkanımız olan Recep Tayyip Erdoğan Bey'e hayranlıklarını belli ediyor, hatta sözleriyle aşırılık bile arz ediyordu.
O zaman da, şimdi de hiç değişmeyen bir görüşüm vardı; çok aşırı sevdiğini iddia ile sunandan kork. Yarın ilk arkandan hançerleyecek olan o kişilerdir.
Ben de Erbakan hocama olan sevgimden bahsettim ve milli mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini dilim döndüğünce zikretmeye çabaladım.
O alanda bizi dinleyen 3. yaşlı amca ise söze girdi en sonunda dayanamayarak .
"Evlâdım 1960'lı yıllarda Konya'da bir kasaba kahvesinde Erbakan'ı dinliyor ve hayretler ile olabilir mi diye düşünüyorduk. Bir kişi ayağa kalktı ve 'Hocam hocam, sen tek kişisin nasıl bu dediğin adil düzen gelecek..?' diye haykırdı.
Erbakan hoca ise hiç istifini bozmadan sözü devraldı ve;
'Bakın şuan karşınızda bir kişiyim, yarın 10, bir sene sonra 1000 ama 10 , 20, 30, 40 sene sonra her köşeden bir Erbakan çıkacak karşınıza. O zaman ki Erbakan'ları şimdi sizler yetiştireceksiniz.'
Bu söz üzerine hepimizde derin bir sessizlik belirdi; acaba bizler bunu başarabilir miyiz, bu genç adam bizlere çok mu yük yüklemeye çalışıyor..?
Ama şuan inan ki evladım, sen şu ikindi vakti bu camiden çıktın ve bizlere adil düzeni anlattın... Şimdi 40 sene sonra aklım başıma tamamen geldi. Erbakan'lar her yerde, adil düzen istenirse bu insanlar ile kurulur artık."
Peki neden kurulamıyor sizce ?
Bunun cevabı 1990 yılında New York Times'da bir yazar tarafından ele alınmıştı.
Ve yazar , 'Türkiye'de adil düzen her kesimden insanlara ulaşmaya başladı ya bu sistemi ele geçirmeliyiz ya devşirmeli yada yok etmeliyiz.'
Konu basitti; 1996 yılında Refah Yol zamanında Erbakan ile anlaşmaya çalışan Siyonist gruplar, başbakanlıktan kovulmuşlardı.
Tek çare vardı o yazının devamında. 2000'li yıllarda %60 olması beklenen bu hareketi devşirmek zorundaydılar.
Yasalar çıkarıldı parti kapatıldı.
Erbakan'ı tanıyorlardı, yılmayacaktı, yasaklar getirdiler Erbakan hocaya...
Kurulan Fazilet Partisi'nde genel başkan Recai Kutan'a operasyon yapmaya ve sözde gelenekçileri bertaraf etmeye çalıştılar. 16 oy ile başaramayınca tekrar partiyi kapattılar.
Artık bu halkın mağdurların yanında yer alma duygusunu güzel bir şekilde kullanma ihtiyacı belirdi.
Hiç suç olmamasına , milli eğitim kitaplarında öğrencilere okutulan bir şiirden sebep Recep Tayyip Erdoğan adını gelecekteki devşirme politikası için hazırladılar.
Erbakan adından nefretiyle, kiniyle bahseden bir sözde hoca vardı; Fetullah Gülen... Bu operasyon onun elinden gerçekleştirildi ve AKP kurularak milli görüşün üzerine beton dökülme, devşirme ve sonunda yok etme projesi hayata geçmişti artik...
Evet zamanla her fani ölümü tadacaktı ve Erbakan hoca da rahmeti rahmana kavuşmuştu...
Artık milli görüş öldü, üzerine beton döküldü diye umdular ama bir şeyler gözlerinden kaçmıştı...
Erbakan hep şu sözü tekrar ediyordu;
Hayat iman ve cihat ,
Yetiştirdiklerinden çok kişi hala yaşıyordu
Makam ile devşirdiklerine nazaran...
Erbakan'ın oğlu cenazede bütün toplumu kucaklamıştı.
Sanki Erbakan tabutta değil ayakta insanlara sesleniyordu .
Buna engel olunmalıydı. Fatih Erbakan ile bir daha 40 sene uğraşmamak lazımdı.
Bu zeki ve babasının dizinin dibinde tüm dünyaya ve olan olaylara daha yakın yetişen genç, milli görüşün yeni lideri oluyordu .
Önlemler peş peşe geldi; evvela Saadet Partisi'ne bir FETÖ hayranı izlenimi verecek lider seçtirilmek istendi, sonra ise Fatih Bey'e sempati duyabilecek kişiler bu şekilde partiden uzaklaştırılarak partinin beli kırılmaya çalışıldı.
Peki Fatih Bey ne yapıyordu..?
Yerinde durmayan bir hışımla adı Erbakan Vakfı olan ama amacı tamamen milli görüş düşüncesindeki tüm kesimlerden insanları kucaklayan milli birlik adımını koşar adım gerçekleştiriyordu.
Evet bu zamana kadar ki bu gelişmeler böyle yol aldı.
Bir kesim 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP'den Fatih Bey'e gelip 'parti kur' dediklerinde,
"İhanetin partisini kurmayacağım şuan birlik olma zamanı her şeyin bir vakti var ve bizlerinde vakti gelecektir .
Evvelinde birliğe bütünlüğe ihtiyacımız var" sözü, yıkımdan medet ummayacak kadar büyük bir liderin nasılda meydana çıktığını göstermek adına muhteşem bir cevaptı.
Şimdi gelelim bu resimdeki üç duruşa..
Biri hiç bir zaman davasından sapmayan bir lider Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN,
Diğeri yanında iken davanın neferi hizmetçisi ve övgüleri üzerinde toplayan arkadaşları,
Bir diğeri ise, ben milli görüş gömleğini çıkardım deyip FETÖ denilen olguya bir zaman teslim olan ama hatasını anlayıp şimdi tüm dünyaya yeniden büyük Türkiye diye haykırmaya başlayan Recep Tayyip Erdoğan...
Kaybedilen bunca yılların , İslam coğrafyası baŞta olmak üzere akan tüm mazlum kanlarının hesabı sizce kimdedir..?
Ömrünün son deminde televizyonda konuşmasında 'bizler cihat ediyoruz, son nefesimize kadarda edeceğiz' diye haykıran rahmetli Erbakan Hocada mı..?
Onun yanında iken sağlığında milli görüş davasına hizmet ettiğini söyleyen ve şimdilerde kavram karmaşası yaşayan kardeşlik hukukunu çiğneyip resmen siyonizme hizmet eder pozisyona düşürülen kişilerde mi..?
Yoksa FETÖ denilen olgu ile yola çıkıp, sonunda hatasını anlasa bile yaptığı zararlar ile maneviyatını kaybetmek üzere olan gençliğin sebebi Sayın Recep Tayyip Erdoğanda mı..?
Aslında kabahatli aramayı bırakıp da şuandan sonra birlik ve beraberlik ile milli görüş ilke ve esaslarına sımsıkı sarılmak zorundayız.
Bu kişi kim olursa olsun hataları affedecek olan Cenab-ı Hakkın yerine kendimizi koymamamız ve her gelen ferdi kucaklayarak, ülkemiz başta olmak üzere yeniden büyük Türkiye ile yeniden adil bir dünya kurmalıyız.
Bu düşüncelerimi kabul etmek yada etmemek sizlerin kararınız.
Benim kararım ise gelen tüm kardeşlerimi kucaklamak zorunda olduğum konusudur...
Sevgi ve saygılarımla
Murat MALKOÇ
