Sakarya Haber – Son Dakika | Sakarya'dan Haber Medya 54, 7/24
Sakarya Haber – Son Dakika | Sakarya'dan Haber Medya 54, 7/24
KÖŞE YAZISI

“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…”

CİHAN KOLİP CİHAN KOLİP Yazarın tüm yazıları
30-10-2026 13:36 4 dk okuma
Paylaş:

“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…”

Bu sözler, yalnızca bir andın başlangıcı değil; bir çocuğun yüreğine ekilen doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık, vatan sevgisi ve sorumluluk tohumlarıydı.

“İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

Gelin, bugün bu sözleri yalnızca hatırlamakla kalmayalım; anlamlarını biraz daha derinden düşünelim.

Doğru olmak; şartlar ne olursa olsun yalan söylememek, çıkar uğruna eğilip bükülmemek, alın teriyle kazanmayı bir yaşam ilkesi hâline getirmektir.

Çalışkan olmak; emek vermek, üretmek, ülkesine ve insanlığa faydalı olmak için yılmadan mücadele etmektir.

Küçükleri korumak, büyükleri saymak; aile bağlarını yaşatmak, mahalle kültürünü muhafaza etmek, toplumun her ferdine insan olduğu için değer vermek ve kimseyi kimsesiz bırakmamaktır.

Yurdu ve milleti özünden çok sevmek; ülkenin ve milletin menfaatlerini kişisel çıkarların, eşin dostun ve akrabanın menfaatlerinin üzerinde tutabilmektir. Milletin malını, yani Beytülmal’i, kendi namusumuz ve canımız gibi korumaktır. Çünkü kamu malı, bir kişinin değil, seksen milyonun değil, bugün yaşayan ve yarın yaşayacak neslimizin ortak emanetidir.

Ülkümüz; yurdun dört bir yanında barışı, adaleti, aydınlanmayı ve kalkınmayı hâkim kılmak; bilimin, aklın ve çağdaşlığın ışığında, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır.

İşte Andımız’ın özünde yatan değerler bunlardır: Erdemli insan olma ülküsü, ortak vicdanımız ve birlikte yaşama irademiz…

Andımız, bu yönüyle yalnızca okul bahçelerinde okunan bir metin değil; çocukların yüreğine dürüstlüğü, dayanışmayı, sorumluluğu ve vatan sevgisini yerleştirmeyi amaçlayan toplumsal bir sözleşme niteliğindeydi.

8 Ekim 2013’te kaldırılan Andımız’ı düşündüğümde, gözümün önüne yıllar öncesinin okul bahçeleri geliyor.

Anadolu’nun dört bir yanından gelen çocuklardık biz…

Kışın ayazında, bazen kar altında, ellerimiz üşürken, sesimiz titrerken ama yüreğimiz aynı heyecanla çarparken okurduk Andımız’ı.

O anlarda kimimizin cebinde harçlığı vardı, kimimizin yoktu.

Kiminin beslenme çantası doluydu, kimininki boş…

Ama aramızda ne zenginlik ne yoksulluk ne de başka bir ayrım vardı.

Beslenme çantamızdakini paylaşır, okul çıkışında birbirimizin evine gider, aynı sıcak çorbanın etrafında toplanırdık. Birlikte ders çalışır, oyunlar oynar, aynı sokaklarda büyürdük.

Çünkü biz, daha çocuk yaşta paylaşmanın, kardeşliğin, dayanışmanın ve birbirine sahip çıkmanın ne demek olduğunu öğreniyorduk.

O günlerde belki söylediğimiz sözlerin bütün anlamını kavrayamıyorduk.

Fakat o sözler, farkında olmadan karakterimizin temel taşlarına dönüşüyordu.

İnanmak istiyorum ki o sıralarda bu sözleri yürekten söyleyen çocuklar, büyüdüklerinde de doğruluktan ayrılmamış, emeğe saygı duymuş, başkasının hakkına el uzatmamış ve kendilerine teslim edilen emaneti korumayı hayatlarının vazgeçilmez ilkesi hâline getirmişlerdir.

Elbette bir insanın ahlaklı olmasını yalnızca bir andı okumasına bağlayamayız. Ancak çocuklara küçük yaşta doğruluğu, dürüstlüğü, sorumluluğu ve vatan sevgisini aşılamanın değerini de görmezden gelemeyiz.

Çünkü bir milletin geleceği ve asıl gücü, yetiştirdiği insanların vicdanında, adalet anlayışında ve emanete gösterdiği sadakattedir.

Görüldüğü üzere kaldırılan Andımız, evrensel ahlak değerlerine ve toplumu ayakta tutan kolonlara vurulmuş bir darbe değil midir?

Peki, bugün asıl üzerinde durmamız gereken mesele nedir?

Basına yansıyan fon skandalı iddiaları, borsada yaşanan değer kayıpları ve bunların ekonomi üzerindeki muhtemel etkileri, hepimizi ciddi biçimde düşündürmelidir.

Ortaya çıkan iddiaların ve yaşanan kayıpların gerçek boyutunu, kamuya ve ekonomiye verdiği zararın tamamını ancak kapsamlı soruşturmalar ve güvenilir veriler ortaya koyabilir. Ancak ortada vatandaşın birikimlerini, yatırımcının güvenini ve ülke ekonomisinin itibarını ilgilendiren ciddi iddialar varsa, mesele artık yalnızca birkaç kişinin maddi çıkarıyla açıklanabilecek bir konu olmaktan çıkar.

Çünkü ekonomik güven, bir ülkenin görünmeyen ama en kıymetli hazinelerinden biridir.

Birileri, eğer bu insanların güvenini kötüye kullanarak haksız kazanç elde etmişse, kaybedilen yalnızca para değildir.

Kaybedilen emektir.

Kaybedilen umuttur.

Kaybedilen geleceğe ve kurumlara duyulan güvendir.

İşte bu nedenle, böylesine büyük çaplı olduğu ileri sürülen mali skandalların sonuçları yalnızca ekonomik açıdan değerlendirilmemelidir. Hukuka, kamu düzenine, toplumsal huzura ve ülkenin itibarına etkileri de bütün yönleriyle incelenmelidir.

Bu mesele, gerekli koşullar oluştuğunda, ekonomik sınırları aşarak MİLLİ GÜVENLİK boyutu kazanabilecek kadar önemlidir.

Buradan, milletin emeğine göz dikenlere açık bir mesaj vermek istiyorum:

Eğer suç işlediyseniz, kazandığınızı sandığınız servet sizi sonsuza kadar koruyamaz. Nereye giderseniz gidin, görünüşünüzü değiştirseniz, estetik yaptırsanız, kimliğinizi gizlemeye çalışsanız bile Türk devleti izinizi mutlaka bulur.

Hesabını sorar.

Çünkü bu milletin alın teri sahipsiz değildir.

Ancak bu sözler, öfkenin değil, adalete olan inancın ifadesidir.

Bir milletin gerçek büyüklüğü, yanlış yapanları ne kadar güçlü olduklarına bakmadan sorgulayabilmesinde; haklı olanı koruyabilmesinde ve adaleti herkese eşit uygulayabilmesinde saklıdır.

Andımız’ın asıl ruhu da burada yatmıyor mu?

Küçükleri korumakta, büyükleri saymakta, emeğe sahip çıkmakta, emaneti korumakta ve milletin geleceğini kişisel çıkarlardan üstün tutmakta…

Ve dilerim bu ülkenin çocukları, yarın büyüdüklerinde, doğru olmanın saflık değil erdem; dürüstlüğün kayıp değil kazanç; emanete sadakatin ise bir milletin onuru olduğunu yaşayarak öğrenirler.

Çünkü biz bu ülkeyi yalnızca üzerinde yaşadığımız topraklar olduğu için değil, uğruna feda edilen ömürlere, emek verilen, özveriyle bebek gibi büyütülen ve gelecek kuşaklara onurla bırakılması gereken bir emanet olduğu için çok seviyoruz.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Sakarya Haber – Son Dakika | Sakarya'dan Haber Medya 54, 7/24 yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

CİHAN KOLİP — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.