Ayasofyayı ;Nice delilerin batılın elinden kurtarıb Hak’ka kazandırmak istediği ve en sonunda batılın elinden kurtarıb Hak’ka kazandıran koca Fatih gibi; Ayasofyayı hürriyyetine, özgürlüğüne kavuşturacak, Ayasofyayı azad edecek ikinci bir deliye ihtiyac var. Belki biraz abes kaçacak fakat bu iş akıllıların işi değil. Hele-hele şu andaki akıllıların işi hiç değildir.Tabiki eğer kıyıya-köşeye;davasına-gayesine-hedefine kilitlenen-kenetlenen eskiden kalma bir deli sıkışmamışsa. Çünkü atalarımızın bir sözü vardır. Akıllı köprünün enini-boyunu ölçerken, eni kaç metredir, boyu kaç Km’dir, hesabını yaparken, korkulukları-ayakları nasıldır, hangi malzemeden yapıldı diye kafa yorarken deli çokdan köprüyü geçermiş derler. Diğer bir misalde; delinin biri bir kuyuya taş atarmış kırk akıllı çıkaramazmış. Bu misallerde olduğu gibi: Akıllılar; Biz ayasofyayı açarsak; ikinci defa batılı batılların ellerinden alıp Hak’ka kazandırırsak, ikinci defa feth’edersek; acaba şu ne der, bu nasıl tepki gösterir, Doğulu-batılı nasıl karşılar, küfür alemi kellemizi koparır, ortalık çok karışır, büyük kıriz çıkar diye hesabını-kitabını yaparak daha işin başında olacaklara kafa yorarken deli sonucunun ne olacığının, kesin-kes faydalı ve hayırlı olacağının, milletin teveccühünün, Allah’ın rızasının kazanalacağının hesabını yapar ve mes’eleye gözü kör girer. İlk başdan bazı sallantılar olur, önceleri olduğu gibi ve yine daha sonra herkes buna alışır. Sallantılar olmadan eski taşlar yerine oturmaz. Sağdan-soldan ufak-tefek, çatlak sesler-parazitler çıkar fakat önemli değil. Her olayda olduğu gibi bu olaydada bu parazitler zaman geçtikce geçen zamanın derinliklerine doğru çekilir gider.
Mes’ela;Yapmayın,etmeyin,hayır olamaz, bunu yapamazsınız, bunun sonucu çok kötüye varır, büyük kriz çıkar, hayııııırrrr, olaaaaamaaazzzz, diye sesleri kesilir gider , gibi.
Tabi’iki bu arada;Koca Fatih’imizede deli demiş oluyorum. Eskilerin bir sözü vardır. Halk’ın gözünde deli olan, Hak’kın gözünde en akıllı olandır diye. Siz ve ben ne dediğimizin farkındayız. Ben bu iş delinin işi derken; öyle yolda-izde ne yaptığının farkında olmadan, olur-olmaz hareketler yapan deliden bahsetmiyorum. Ben inancının, imanının, davasının, geyesinin, hedefinin delisinden, Allah’a ve Rasulüne karşı duyduğu aşkın deliliğinden bahsediyorum. Böyle işler; şunun-bunun ne gibi haltlar karıştıracağının hesabını-kitabını yapmadan davasına-gayesine-hedefine deli gibi kilitlenen-kenetlenen deliden bahsediyorum. Eğer sevdan-davan-gayen-hedefin varsa delisin. Eğer bunların hiçbiri yoksa veya var gibi gözüküyorsan deli değilsin.
Keşke bu bahset’diğim gibi deli ben olsamda Ayasofyaya vurulan bu lağnetayın küfrün zincirlerinden Ayasofyayı ben kurtarsam. Müslüman Türk milletinin üzerinde dolaşan, kabusa dönüşen kara bulutların rahmet bulutlarına dönüşmesine ben sebeb olabilsem. Koca Fatihin bedduasının vebalinden kurtulmamıza ben sebeb olabilsem, keşke böyle bir delilik, böyle bir şeref, böyle bir büyük bir delilik benim gibi bir akıllıya nasib olsa.
Üstelik; Gemileri İstanbulun dağlarının tepesinde inşa edip denize indirmek acaba hangi akıllının işi. İstanbulun feth’inde gelişen bu ve buna benzer akla-hayale sığmayan daha nice planlar-projeler hangi akıllının yapacağı işdir. Evet; ben koca Fatih’imize deli diyorum. Çünkü o yukarıda bahset’diğim vasıflara haizdi-vakıfdı-sahipdi. Kırk kişi ile çin sarayını basmaya kalkmak hangi akıllının işidir acaba. Bu
işe kalkışan Kürşad’da Hak davasının- gayesinin-sevdasının delisi idi. Kavmini düşmanların zulmünden kurtarmak için aylarca yol kat edip ergenekon vadisine yerleştiren Oğuzhan ve kayıhan boylarının hakanlarıda davalarının delisi idi. Ergenekon vadisine sığmayıp kavmini ergenekondan çıkarıp dünyaya yayan hakanlarda davalarının delisi idi. Orta asyaya kafkaslara sığmayan, kendilerine tanrı dağları dar gelen, Hıra dağına odaklanan, taa orta asyalardan islamı yaymak için Anadoluya kadar gelen Alpaslanlarda, Kılıçaslanlarda hiçbir akıllının yapamayacağını yaparak onlarda davalarının delisi oldular. Hak’ka aşık olmanın, davasına sevdalanmanın deliliğini yaptılar, ortaya koydular. Orta asyadan–Kafkaslardan kalkıp Ankarada Yıldırım Beyazıd ile arzu edilmeyen bir olayda olsa kendi inandığı Hak davası için savaşa tutuşan Timur-Lenk’de (Topal Timurda) davasının-sevdasının delisi idi. Koskoca Urus çarına karşı birkaç yüz kişilik Mücahidleri ile savaşan Kafkas kartalı Şeyh Şamilde Hak olan davasının delisi idi. Çeçenistanda savaşarak şehid düşen Şeyh Şamilin torunları olan Şamil basayevler, Cevher Dudayevlerde ve daha niceleri Hak davalarının delileri idi. Ordusunu sina çölüne süren Yavuz Sultan Selimde yapılamıyacakları yaptığı için Hak olan davalarının deliliğini yaptılar. Perevize savaşına tutuşup rüzgar onun ordusunun ve Gemilerinin aleyhine eserken kendi lehine çevrilmesini Allah’dan isteyerek duası kabul olan Barbaros Hayreddin paşada Hak davasının delisi idi. Sultanlığının-Padişahlığının süresince hiç at üstünden inmeyen savaşdan savaşa, cihaddan cihada koşan, Tüm avrupaya korku salan, mohaçda onbeşbin şehid bırakan Koca Sultan Süleymanda Hak olan davasının delisi idi.
Batıl ve Hak ne olursa olsun davası-sevdası olup’da deli olmayan hiçkimse gördünüzmü. Davan-sevdan varsa delisin eğer yoksa deli değilsin. Mes'ela batılda olsa bir davası olan deli Neron gibi. Endülüs kralı Fernando gibi. En son Avrupayı kasıp kavuran Hitler gibi. İslama çok büyük zararlar vermesine rağmen, geçtiği güzergahlarda islam adına ayakda tek eser bırakmamasına rağmen, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmamasına rağmen, İslamın başkenti olan bağdatı ilk o harabeye çevirmesine rağmen, Ülkücülük-milliyyetcilik, türkcülük adına türk diye bize yutturulan-sevdirilen, büyük islam düşmanı ordusuna atlarla saat’de yüzyirmi Km süratle dünyada eşine rastlanmayan en çok yol kat’ettiren moğol hakanı Cengizhan’da batılda olsa kendi inandığı davasının delisi idi. Onun yaptıklarını acaba hangi akıllı becerebilir. Akıllı nasıl yapsam, nasıl etsem’de ölümden, çok kayıpdan az zararlarla kurtulurum diye hesap-kitab yaparken deliler savaşa gözü kör dalıyorlar. Za’aten korkuya, ölüme karşı gözün kör ve pek olmazsan, davanın sevdanın delisi olmazsan kahraman, ve başarılı olamazsın. Siz şimdiye kadar hiç akıllı kahraman gördünüzmü. Siz hiç tarihde akıllıarın kahramınına rastladınızmı.
Vel-Hasılı kelam: Davan varsa, sevdan varsa delisin. Yoksa deli değilsin. Sırf akıllı görünmek için davasız kalacağıma öyle akıllılık lazım değil, istemem sizde kalsın. Bu Hak davası, Peygamber sevdası öyle bir dava, öyle bir sevda’ki bu davada, bu sevdada fazla akıllılığa yer yok. Yukarki yazılarımda olduğu gibi. Bu iş akıllıların işi değil.
