Budistler de bir tabak var, onunla yerler, onunla dilenirler.
Uzakdoğu dinlerinde hedef, dünyada nefsi öldürmektir.
Brahmanlar da nefsi öldürmediğinde kötü şeyler yaptın.
Bu sefer tenasüh fikri ortaya çıkar. İyi ölmemişse tekrar dünyaya gelir ama eşek olarak gelir. Böylece cezasını çekmiş olur.
Hindistan’da hiçbir zaman komünizm taraf bulamadı. Zira tanrı II. defa dünyaya daha iyi göndersin diye.
Sonuç, cennete gitmek.
İslam, nefsi öldürmez, öldürürse insan ölür. Öldürmez, terbiye ettirir.
Çilehaneler var, İslam’a ne derece uygun, orayı geçiyorum.
Hıristiyanlıkta da buna benzer münzevi hayat vardır.
Sonuç, cennete gitmek.
Yahudiliğe baktığımızda dinin hedeflediği amaç:
1-Yahova yı memnun etmek.
2-Şeriata uymak, yani 10 emir.
Şeriata uymak Yahudi olanlar içindir.
Öldürmeyeceksin, yani Yahudi’yi öldürmeyeceksin.
Çalmayacaksın, Yahudi’yi çalmayacaksın.
Faiz almayacaksın, Yahudi den almayacaksın vs.
Diğer dinlere mensup olanlardan öldürürsen, çalarsan, faiz alırsan sevap kazanırsın.
Şeriatın 10 emrini işler, diğer işlerde günahkâr ise, cennete günahsız gidileceğine göre bu günahlar ne olacak?
Yahudilikte günahtan arınması için hac yapmalıdır. Tıpkı bizde olduğu gibi.
İhrama girer, tıraş olur çıkar.
Bir de günahları itiraf var. C.tesi bir keçi alır, kulağından tutar, kulağına bütün günahlarını itiraf eder. Günahlar keçiye yüklenir.
Günahların keçiye yüklenmesi buradan kalmadır.
Sonra o keçi sahraya salınır onu kurt vs yer.
Hıristiyanlık der ki, insan doğarken günahkâr doğar. Âdem-Havva’nın günahı bütün insanlara geçmiştir. İsa Mesihi Allah gönderdi. Kendi oğlunu hac üzerine günahlara karşılık kurban etti.
İsa, babanın yanına gitti. Kıyamete doğru tekrar gelecek. Papazlar diyorlar ki, o gelene kadar yetki bizde. Günah işleyen bize itiraf edecek.
Anlayacağınız, günahlar, Yahudilikte keçiye, Hristiyanlıkta papaza itiraf edilir.
Çocuk günahkâr doğar, kilise onu vaftiz eder; etmez ise ne yaparsa yapsın cehenneme girer.
Kilise onu vaftiz etmekle din e alır, aforoz eder de.
İnsan, kendi isteğiyle dinden çıkmaz, kilise çıkarır.
İbadet ancak kilise de olur. Resmi papaz olmadan kilise de ayin yapılamaz. Papaz olmadan bir başkası onun yerine kendiliğinden geçip ayin yaptıramaz.
Kilise der ki:
Cennet temiz yerdir. Üç günlük çocuk bile olsa oraya vaftiz olmadan giremez. Çünkü o, günahkâr doğar.
İmtihan dünyasındayız. Herkes vazifesi veya bulunduğu durum üzerinde imtihan oluyor.
Allah, öğretmeni okulda, ustayı yaptığı iş üzerinde… Vs. imtihan eder.
Allah, şeyhi tekkede değil, meyhanede imtihan eder.
Dağ başında herkes Müslüman. Bu Müslümanlığını şehirde muhafaza ediyor musun? Asıl olan bu.
Ne iyi insan, devamlı ibadette, camide. Öyle mi acaba?
Nefsine, menfaatine bir dokunda gör.
Adamın biri, ta’dili erkâna riayet ederek çok usturuplu bir namaz kılmış (okuyunca anlayacaksınız, tabii ki niyeti gösteriş).
Onu seyredenler: Ne güzel, hakkını vererek namaz kıldı diye medh etmişler.
Adamcağız selam verince onlara dönerek demiş ki: Üstelik oruçluyum.
Ya işte böyle sevgili okurlarım, her namaz kılan namaz kılmış değil. Her hacca giden gitmiş değil.
Adama hacı demezseniz kızıyor. Bu adam hacı mı, acı mı?
İmtihanda önemli olan nefsi öldürmektir.
Kurana bakarız, öper başımıza koruz da, Kurana ne kadar uyarız?
Müslüman, hiçbir aracı-mekân kullanmadan ibadetini yapar.
İslam, insan vicdanına evrensel prensipler getirir.
Babası anası ne olursa olsun günahsız doğar. Buluğ çağına ermeden ölürse cennetliktir.
İnsan, yalan, zina, iftira etmiş, yemediği halt kalmamış, kiliseye gider günah çıkarır o kadar.
Bir insan da Melek gibi hiç günah işlememiş ama birisi hakkında kötü düşünmüş, kiliseye gidip itiraf etmemişse o, cehennemliktir.
Yani günahkârı cennete, günahsız olanı az bir hatasından ötürü cehenneme yollar.
Bütün dinler bozulmuş, Müslümanların din algısı değişmiştir.
Kuran, Hz. Peygamberi gönderdiği müşrik toplum için:
“Ey Resulüm onlara, yeri göğü kim yarattı dersen, şüphesiz Allah yarattı derler. Gökten yağmuru kim yağdırıyor dersen, Allah diyeceklerdir” diyor.
Yani Arap toplumu münkir anlamında kafir değillerdi, müşrik idiler.
Yani yetkiye ortak.
Hubel e gidip şifa istemiyorlardı.
Hubel sayesinde şifa ver diyorlardı.
Bizimkiler de Oruç Baba veya diğer bilmem ne babalara gidiyor, ne fark var ki?
İşte şirk, otoriteyi paylaştırmak demektir.
Allah, bu günahı (şirk i) affetmiyor.
Uluhiyyet çizgisine Peygamber dâhil hiç kimseyi getiremezsiniz.
Peygamberi ne kadar seversen sev ama aracı yapma.
Şefaati, aracı olup peygamberin günahkâr olanı kurtarması diye anlamışsan biran önce tövbe et, bu inancından vazgeç.
