Öğretmenim, O Yüzdeler Çoktan Değişti..!

Ar: Utanma duygusu

Namus: Onur ve ahlaka sıkı sıkıya bağlılık

Edep: Toplumda oluşan töreye bağlılık ve olayları ince düşünce ile değerlendirme

Haya: Yanlışa karşın sıkılma, uzak durma

Bunlar kavram olarak bizlere dinimiz İslam'ın ahlakı, emirleri olarak öğretildi. Şimdi ise bu meziyetlerden yoksun bir hayat içinde bulunmuyor muyuz sizce..?

İslam ahlakı olarak bizlere öğretilen bu terimleri hayatımıza nakşetmeyi bırakıp, neyi İslam diye yaşıyoruz acaba?

Beni bilen bilir ki iğne çuvaldız kavramıyla genelde yazılarımda iğnelemeye meyilli iken, aynı şekilde kendime de çuvaldız ile bir bağ kurarım.

Çevremde oluşan bu kadar olumsuzluklara karşın hep bir çıkış yolu aradığım doğrudur. Ama İslam'ın ahlak yapısından çıkış yolu anca zalim emperyal siyonist düşünceye teslim olma şeklinde gerçekleşebilir.

Benimde ne bu zalimlerden olma, ne de bunların yanlışlarına meyilli bir hayat idame etme gibi niyetim olmadı, olmayacakta inşaallah.

O zaman ne yapmamız gerekiyor peki..? İşte asıl tıkandığımız noktada bu..!

Okul çağlarımda teknolojinin bu kadar hayatımıza müdahalesi yokken, bir öğretmenimin zikrettiği sözler aklımdan çıkmıyor. Konu yetişme ve millete, devlete faydalı bir nesil olma idi.

Öğretmenim bizlere dönüp; "Şimdi sizlere burada birçok şeyler öğretmeye çabalıyoruz. Evinizde ailenizde sizin güzel bir ahlak ile donanmamızı istiyor. Ama şunu unutmayın sevgili öğrencilerim, sizler kişiliğinizi %20 okuldan %10 aileden %30 çevreden %40 ise medyadan oluşturuyorsunuz."

Bu söz hayatımın her deminde karşıma çıktı bir zaman kötü bir ortamdan kaçmak isterken çevreme baktım. Bir zaman izlediğim haber programlarındaki olayları yorumlarken gözlemlediğimde neler ile yönlendirilmeye çabaladıklarına vakıf oldum.

Bir ticaretimde karşımdakinin toplumun hangi kesimiyle diyalog içinde olduğunu ve neler yaptığını gördüm.

Kısacası hayatımın her anında İslam'ın hakimiyetinin ne kadar da oluşturulmamak için çeşitli entrikalar ile toplumun yönlendirildiğine şahit oldum.

Evet yıllar geçti, bir gün evlatlarımın yetiştirilmesi olayıyla yüz yüze kaldığımda birde ne göreyim, öğretmenimin yüzdeleri yer değiştirmiş.

Okul hala %20'lerde, aile %10'larda iken çevrenin teknolojiye yenilmesinden sebep geri kalanı tamamen teknoloji doldurmuş korkunç, bir durum..!

Televizyonlar, gazeteler, internet; tamamen sahte bir dünyanın hayalinde ahlak olgusunu esir almış. Müslümanım diyen İslama uzak, ahlaklı görünen içten çürümüş, karşınızda sanal dünya ile oluşturulmuş sanal toplumlar...

Yaradılmışların en yücesi olan insan, Kuran-ı Kerim'in dediği akletmez misiniz konusunda aklını kullanmaz bir duruma getirilmiş .

Peki Kuran-ı Kerim'de firavunun ilahlık iddiasından daha çok, insanların aklını köleleştirmesinden ve yanlışı normal göstermesinden dolayı cezalandırılacağını okumadınız mı..?

İlahlık iddiası kendini yakarken toplumların düşüncesel yapısını köleleştirme olması en tehlikeli durum olarak zikredilir yüce kitabımız Kuran-ı Kerimde.

Şimdi sevgili ebeveynler; bir toplum gençlerle gelişir, büyür ve aynı şekilde gençlerini yetiştiremeyen toplumlarda yok olmaya başka başka toplumlara köle olmaya mecburdur.

Bazı okullarda öğrencilere interneti yasaklayın diye telkinlerde bulunan öğretmenler göreceğiz. Belki de televizyona kısıtlama koyun denilecektir sizlere. Bu çözüm olacak mıdır..? Bence hayır.

Kısıtlamalardan ise anne babalar olarak evlatlarımıza o mecralardan daha güzel ulaşmaya çalışalım.

Elimizden geldiğince yüzdelik rakamımızı artırmaya çabalayalım. Ama bu da nerden çıktı şimdi dediğinizi duyuyorum. "Yorgun argın eve geldim, iki saat bir televizyon zevkim var onu da mı çok görüyorsunuz?" diyende çıkacaktır.

"Akşama kadar evde uğraşmaktan yorulmuşum, bende televizyon dizimi izlemeyeyim mi? diyende olacaktır.

İzleme, hatta imkan varsa çocuklar evde iken hiç izleme, toplumdaki yanlışları düzeltmek için hiç izleme, ülkeni devletini seviyorsan bekasını düşünüyorsan izleme..!

Evlatlarımızın en gerçek bariz sanal olmayan tek varlığı bizleriz.

Teknolojiye kaptırdığımız, düşmanlarımızın yeni silahıyla esir almaya çalışmasını engellemek, geleceğimiz olan güzel evlatlarımız ile mücadele etmek zorundayız.

Daha 2 yaşındaki evladım büyüklerinin kitaplarını gördüğündeki tavrı ile bana çok güzel nasihat etti bilmeyerek. Onunla ilgilenirken bile eksiklerimi göstererek bana öğretmen oldu küçük yaşına karşın.

Evet sayın anne babalar, bizim en büyük sevgimiz ailemiz olmak zorunda. Akşama kadar dışarıda koşturan baba; sorsam "her şey ailem için" demez misin..?

Akşama kadar yorulan anne; sorsam "her şey ailem için" demez misin..?

Bu zamana kadar ki yalan olan bu sözü gerçek yapmak için, haydi bugünden başlayalım, asıl öğretmenin anne baba olma bilinciyle geçmiş yaptığımız yanlışları, bugün itibariyle düzeltelim inşaallah.

Nasıl yapacağınızı siz çok iyi biliyorsunuz.

Hep beraber ülkemizin, devletimizin, toplumumuzun yeşeren taze filizlerini sevgi, ilgi ve alakamızla sulamaya başlayalım.

SİLGİYİ elimize alalım, geçmişi silip;

İLGİ ile geleceğimiz olan çocuklarımızı

BİLGİLİ, ahlaklı olarak yetiştirelim.

Sevgi ve saygılarımla

Murat MALKOÇ