Bir toplum savaşa girdiğinde erkek ölür ve kurtulur. Peki kadınlara, çocuklara ve yaşlılara ne olur?
Şuan size acı olanla yüzleşmeniz için, olabilecek olanların artık düşünülmesinin vaktinin geçmek üzere olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Mesela ülkemiz bir savaşa girdi, çetin geçen kitlesel saldırılar sonucu sağ kalan erkek nüfusu ya sakat yada köhne hapishanelerde kölevari bir durumda.
Çocuklar, yaşlılar ve kadınlar tamamen işgâl kuvvetlerinin insafına terk edilmiş.
Şimdi düşünün; ataerkil bir millet olmamızdan sebep genel örfi saldırı ile erkek hegamonyasına bu yüzyılda gem vuruldu.
Anneler erkek çocuklarını aman birşey olmasın diyerek nazik, kibar, hatta vicdanı red ilan edecek kadar savaştan korkak yetiştirdiler.
Kızlarını ise serbestlik özgürlük adı altında bilinçsizce yetiştirdiler.
Sonucunda yaradılış fıtratının tersinde herhangi bir güç karşısında psikolojik yıkımlar yaşayabilen erkek nesil yetiştirilme ile yüz yüze kaldık
Korkulan oldu, savaş çıktı ve yenildik...
Şimdi çocuklarımız canilerin süngüsünde birer eğlence olurken, yaşlılarımız; hani o dinlemediğimiz yaşlılarımız, per perişan düşman postalları altında yavaş yavaş can vermeye başladılar.
Peki kadınlarımız, kızlarımız, annelerimize ne oldu ?
Ne olacak; yüz binlerce düşman askerinin gecelik eğlencelerinin, iğrenç emellerinin, pislik fantezilerinin ve yeni oluşturulacak olan köle nizamının gayri meşru çocuklarını doğurmak ile görevli birer et parçası olmaktan başka bir gelecekleri kalmadı.
Neden böyle karamsar bir tablo çizdim şimdi buna sıra geldi.
Yıllar yılı Televoleler bünyesinde evlilik programı denilen absürt projeler ile ihmal ettiğiniz benliğini yitirmesine sebep olduğunuz, hepimizin çocukları, şu anın gençliği, içindeki aşırı 'ben bilirim' bencilliğiyle her istediğine erişme imkanı verdiğiniz o evlatlardan bu milletin geleceği olmaları istendi.
Şimdiye kadar ki bu eksikliğimizi dini ve milli noksanlıklarımızı en tez zamanda eğer ki gidermeye çalışmaz , aile yapımızı bu şekilde bası boş bırakırsak, Iraktaki 3 500 000 tecavüze uğramış kadınların ve şuan ki gayri meşru çocukların durumunu bu topraklarda da yaşamak doğallaşacaktır.
Yıllar yılı rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocanın üstüne basa basa önce ahlak ve maneviyat sözünün kıymetini anlayamayan bu toplum, Libya'da, Cezayir'de, Mısır'da, Irak'da, Suriye'de cereyan eden yukarıdaki bahsettiğim durumları yaşamakla yüz yüze kalabilirler.
Ve en önemlisi bunların sebebi, tarihte bizim kutsallarımızdan olan kadın anne faktörünün televizyon vasıtasıyla resmen genetiğiyle oynanır gibi değersizleştirilmesidir.
Bir çok anne gördüm kendisi dini vecibelerini yerine getirirken evladı için ben yaşamadım o yaşasın düşüncesizliği ile bu gidişatın ana unsuru olmuştur, olmaya da devam etmektedir.
Gelecekte başına gelebilecek bu tarz iğrençliklere anca sen engel olabilirsin.
Yetiştirdiğin erkek evladını zorluklara, sıkıntılara göğüs gerebilecek şekilde yetiştirerek bu toplumu anca sen kurtarabilirsin.
Yetiştirdiğin kızını dinine, milletine, örfüne göre yetiştirip nasıl anne olması gerektiğini öğretip, neslini nasıl yetiştireceği bilincini vererek bu toplumu anca sen kurtarabilirsin.
Savaşta yenilgi olumsuzlukların baş göstermesinde böyle bir nesil yetiştirme kabiliyetinde olan anneler; inanın ki cephelere Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi koşacak kişilerdir.
Yoksa Telelove anneleri olmaya devam ederseniz. Biz erkeklerden daha vahim, çetin, kötü durumlar sizleri tesir altına alacaktır.
Bu kötü durumlardan sizlere bahsetmek zorunda kaldığım için sizlerden özür dilerim.
Ama gerçek her zaman gerçektir.
Savaşların kazanan tarafı olabileceğimiz gibi, kaybeden tarafı olma durumuyla baş başa kalmamak dinini milletini örfünü bilen bilinçli bir nesil ile ancak mümkündür.
Bir milletin asıl gücü topu tüfeği tankı değil, inançlı ve imanlı gençliğidir.
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN
Saygı ve sevgilerimle
Murat MALKOÇ
