Allahın yaratıcı olduğunu kabul etmesine rağmen Ona ulaşmada araya başkalarını koyma işine şirk denir.
Araya ortak koymak, ortaklık demek olduğu için ortaklık kurumuna şirket denir.
Müşrik, Allahı inkar etmez, Müşrik, Allaha inanmayan demek değildir, müşrik ortak koşulanın varlığını kabul edecek ki ona ortak koşsun.
قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ السَّمْعَ والأَبْصَارَ وَمَن يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ الأَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّهُ فَقُلْ أَفَلاَ تَتَّقُونَ
“(Ey Peygamber)! De ki: “Göğün ve yerin ürünleriyle sizi rızıklandıran kimdir? Peki, işitme ve görme duyularınız üzerinde kim mutlak söz sahibidir? Dahası kimdir ölüden diriyi çıkaran? Ve diriden ölüyü çıkaran kim? Ya bir düzen içerisinde devinen bütün bir varlığa talimatı kim veriyor? Derhal diyecekler ki: “(Elbette) Allah!” O halde sen de (onlara) de ki: “Hala sorumsuzca davranmayı sürdürecek misiniz?” (Yunus 31)
Müşrikler veya kafirler, Allaha inandığı için O’na yemin ederler.
وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِن جَاءهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَى مِنْ إِحْدَى الْأُمَمِ فَلَمَّا جَاءهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا
“Bir de o (inkarcı)lar, kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, doğru yolu bulmakta tüm toplumların önünde yer alacaklarına dair Allah adına var güçleriyle yemin ettiler; fakat onlara bir uyarıcı geldiğinde ise, bu onların sadece tepkilerine artırdı.(35/Fatır 42)
اِنْ تَجْتَنِبُوا كَـبَٓائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلاً كَر۪يماً
“Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız” (+/ Nisa 31)
إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا
“Kuşkusuz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dileyen kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlamayı diler. Zira Allah’a ortak koşan kimseler, (O’na) iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olmaktadırlar” ( 4/ Nisa 48)
Bu ayetin aynısı 116 da şöyle geçer:
إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا
“Kuşkusuz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dileyen kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlamayı diler; ve her kim Allah’a ortak koşmakta (ısrar ederse), işte o apaçık bir sapkınlığa gömülüp gitmiştir”.
Ayetin aynı ifadelerle aynı sürede geçmesinin sebebi bu şirk hastalığının insanların hayatlarında olmasındandır.
Bu bir hastalıktır, bu hastalıktan insanların tedavi edilmesini, kaçınmasını istiyor Allah.
Şirk öyle bir bela ki şöyle diyor Allah:
وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاللّهِ إِلاَّ وَهُم مُّشْرِكُونَ
“Onların (insanların)çoğu, Allah’a ortak koşmadan inanmazlar” (12/ Yusuf 106)
Her insan kendini dindar zanneder.
إِنَّهُمُ اتَّخَذُوا الشَّيَاطِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ اللّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ…
“onlar, (sapıklar) Allah’ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda sanırlar.
Dinsizim diyenler, kendilerine anlatılan dini kabul etmediklerinden dinsizim derler, dinsiz oldukları için değil.
Araya konulan aracılar, melek, peygamber, evliya olabilir.
Buna ne gerek var ki, Allah şöyle diyor:
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ ….
“…Biz insana şahdamarından daha yakınız” (Kaf 16)
وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ …
“…Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer ve sonunda hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız” (8/ Enfal 24)
Allah ile aramızda bir boşluk yok ki oraya aracı konsun.
Efendim ben günahkarım, benim Ondan istemeye yüzüm yok deyip araya aracılar koymaya şirk denir.
Mekkeli müşriklerin yaptığı da bu idi.
NEDEN ŞİRK KOŞARLAR?
أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ
“Değil mi ki böyle bir borçluluk bilincinin en saf ve samimi olanı, sadece Allah’a has kılınanıdır! O’ndan başkalarını sığınacak otorite edinenler, “Biz bunlara sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!” (derler). Şu kesin ki, tartıştıkları her hususta Allah onlar arasındaki hükmü verecektir: çünkü Allah yalanı tabiat haline getiren hiçbir nankörü asla doğru yola yöneltmez.” (39/ Zümer 3)
وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلاء شُفَعَاؤُنَا عِندَ اللّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللّهَ بِمَا لاَ يَعْلَمُ فِي السَّمَاوَاتِ وَلاَ فِي الأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
“Allâh’ı bırakıp kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: “Bunlar Allâh katında bizim şefâ’atçilerimizdir!” diyorlar. De ki: “Allâh’ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz?” O, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir” (10/ Yunus 18)
Bilindiği gibi Yüce Yaratıcının ALLAH, AZİZ, MENNAN gibi isimleri var, dikkat ederseniz bu isimlerin müennesleri (dişilleri) ELLAT, UZZA, MENAT diye dişi aracılar vardır.
Onları şefaatçı olarak kabul ederler,
Hâlbuki Allah:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ يَوْمٌ لاَّ بَيْعٌ فِيهِ وَلاَ خُلَّةٌ وَلاَ شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ
وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُم مِّنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا
“Ey inananlar! İçinde hiçbir alış-verişin, dostluğun ve şefaatin ( iltimasın) bulunmadığı bir gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler
Şefaat-i Uzma ya iman edenler bu ayete ne der bilemem.
وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ
“(İbrahim onlara) dedi ki: “Sizler dünya hayatında birbirinizin hatırı için Allah’ı bir yana bırakarak putları ilah edindiniz. Ama ilerde kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek, birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennem olacak ve orada size yardım edecek kimseler bulamayacaksınız.”(29/ Ankebut 25)
Başka yardımcı ilah edinmelerinin sebebi de
وَاتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لِّيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا
“Allah’tan başkalarını kendilerine statü ve nüfuz sağlamak için ilahlaştırırlar” (19/ Meryem 81)
“Biz onlardan (Mekkelilerden) önce nice uygarlıkları helak etmişizdir: sen onlardan herhangi birinin varlığını hissediyor, ya da onların ardından bir tek çıtırtı olsun duyabiliyor musun? ( 19/ Meryem 98)
Peygamberin duyamadığını bunların şeyhleri, gavsları duyuyormuş.
Bundan ötesi ise mezara duyurma iddiaları var maalesef.
Bakalım duyuyorlar mı?
وَمَٓا اَنْتَ بِمُسْمِــعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ ….
“…sen kabirlerde bulunanlara işittirecek değilsin” (35/ Fatır 22)
Efendim geleneğimizde var, ölülere telkin verilmesine ne dersiniz, denirse derim ki:
Bu günkü telkin İslamda yok, “gelenek” de var.
Biz Müslümanlar, gelene bakar,ekleri terkederiz.
Kafirler müşrik midir diye bir soru sorulsa bunun cevabı için Kurana müracaat edeceğiz.
سَنُلْقِي فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُواْ الرُّعْبَ بِمَا أَشْرَكُواْ بِاللّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَمَأْوَاهُمُ النَّارُ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِمِينَ
“Hiçbir delile dayanmadan Allah’a şirk koşmalarından dolayı kafirlerin yüreklerine korku salacağız. Nitekim onların son durağı ateştir: ne berbattır zalimlerin meskeni!(3/ Ali İmran 151)
Bu ayette kafirler de müşrik sayılıyor.
Hâlbuki diyanetin İSAM ilmihali c.1 de kafir-müşrik tarifin de her kafir müşrik değildir deniyor.
İnsanların inançları ve amelleri kendi istekleriyle oluşur.
Allah cc kimseyi mümin , müşrik olarak yaratmaz.
İslamı kabul edecek bir anlayışta yaratır.
İrade verir, isterse inanır, istemezse inanmaz.
İnsanların mümin, müşrik olmalarını maalesef KADERE bağlarlar.
Halbu ki gerek Bakara 177, gerkse Nisa 136 da Allah iman esaslarını saymıştır.
Bunlar içinde günümüzde ki kader inancı yoktur.
Günümüzdeki yanlış kader inancı 3. Yüzyılda iman esaslarına eklenmiştir.
Kader, ölçü demektir, Allah Kuranda şöyle der:
إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
“Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık”(Kamer 49)
Yaratılan zerreden kürreye her şeyin Allah katında bir ölçüsü vardır.
Kader bu olduğu halde, ezelden çizilen yol manası verilerek adeta her şeyin sorumlusu Allaha yüklenmiş.
Allah seni ezelden kafir olarak takdir etmişse neden peygamber göndersin?
Kimin başına neler geleceğini Allah ezelden takdir etmişse ve sen de o takdirden başka seçeneğe kapalı isen, senin katilliğinden, hırsızlığından, huysuzluğundan vs vs suçlu sen değilsin.
Allah takdir etmiş sen yapmışsan sana neden Allah hesap sorsun ki.
Haşa sorumlu sen değilsin, senin yolunu çizen sorumlu, öyle değil mi?
İşte bu kader anlayışını Kuran reddediyor, biz de reddediğimizde bizler kaderi inkar eden oluyoruz,
Fe sübhanellah!
Neyse konumuza dönüp bitirelim.
NETİCE
Adam, Müslümanım, ehli sünnetim der, hem de Nakşibendinin Halidi kolundan olduğuyla iftihar eder ve derse ki, bu koldan olanı sual melekleri yakalasa, onlar da, biz Nakşibendi tarikatının Halidi kolundanız derse, serbest bırakırlar” iddiasında olacak kadar sapıtmışsa…
Hacerul Esved de izdihamdan sıkıştığında, uçak trübülansında Abdülkadr Geylaniden yardım isteyen tiplere Allahın iki ayetiyle cevap verip bitirelim.
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّهُ يَهْدِي لِلْحَقِّ أَفَمَن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لاَّ يَهِدِّيَ إِلاَّ أَن يُهْدَى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
“Sor (onlara): “Hak yola yönelten kimse ortak koştuklarınızdan biri midir?” Cevap ver: “Hak yola yönelten sadece Allah’tır. Peki, hak yola yönelten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendi başına doğru yolu bulamayacak olan mı? Şu halde ne oluyor size; nasıl böyle bir hükme varabiliyorsunuz?” (10/ Yunus 35)
أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
“(Bu düzmece ilahlar mı daha iyi) yoksa sıkıntıya düşene, kendisine yalvardığı takdirde cevap vererek sıkıntısını gideren ve sizi ardarda gelen kuşaklar halinde yeryüzüne egemen kılan (Allah) mı? Allah’ın yanı sıra başka bir ilah mı var? Ne kadar az düşünüyorsunuz” (Neml 62).
Allah cc aklı çalıştırıp düşünenlerden eylesin.
