"Bilgiye göre, geçen yıl 111 milyon dolar olan bu rakam bu yıl 397 milyon artarak 552 milyon dolara ulaştı. Bakanlık bu rakamını bu ülkelerin Türkiye'ye ilgisinin artması olarak değerlendirdi"
Son zamanlarda akın akın Türkiye'ye yaşamaya gelen Suriyeliler Türkiye tarafından çok sıcak karşılanmaktadır. Ben orada göre bazen çok şaşırıyorum. Nitekim onların oturum iznlərinin çok kolayca çözümlenmesi, devlet kaygısı, evle, yaşama ortamı ile sağlanması daha yüksek düzeyde gerçekleştiriliyor. Nitekim devletin ilgisi onlara burada kök salmaya yol açmaktadır. Ama beni şaşırtan tarihsel kökler de vardır. Düşünceler beynimi didişdir'ıyor ve son kanaatim Arapların Türkiye ve Azerbaycan "sevgisine" yöneliyor.
NEDEN YAŞAMAK İÇİN TÜRKİYE'Yİ SEÇİYORLAR?
Avrupa ülkelerine giriş yapmaya çalışan Suriyelilerle ilgili kriz şiddetlendikçe şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Onlar niçin kendi ülkelerine daha yakın zengin Körfez ülkelerine sığınma getirmiyorlar? Suriye sorunundan kaçanlar artık birkaç yıldır, Lübnan, Ürdün ve Türkiye gibi ülkelere iltica etseler de, komşu Arap ülkelerine, Körfez'e geçmek pek kolay konu olmamıştır. Resmen, Suriyeliler Körfez ülkelerine turist vizesi veya çalışma izni ile dahil olabilirler, ama oldukça pahalı bir süreçtir ve böyle bir izlenimi yaygındır ki, gerçekte Suriye'den olanlara vize veya çalışma izni verilmemesi için yazılmamış talimat var. Körfez ülkelerinde bahtı getiren o Suriyeliler artık orda oturumları var ve onun süresini uzata bilir, yahut bu ülkelerde önceden başka akrabaları yaşadı. Olanaksız kişiler için Suriye ve Körfez arasındaki mesafeyi kat etmek de finans açısından kolay değildir.
Onlar niçin ve neden kitlesel hızda Türkiye'ye göç ediyorlar?
Türkiye hükümeti ve Türk soydaşlarımız her zaman onların acılarına çare bulmaya çalıştılar. Onlara kucak açıp, onları her türlü yaşam koşulları ile temin ettiler. Tabii ki, Türk halkının insanlık halidir ve yıkılan kimselerin kolundan tutup ayağa, yaşama döndürmektir. Ama hayla 20 faiz toprakları ermeni işgalinde olan, binlerce anne-babaları, oğul-kızı, bebekleri ermeni esaretinde acımasızlıklarla katledilen Azerbaycan halkına, Azerbaycan'dan Türkiye'ye yaşamaya giden insanlara Araplara olan ilginin olmamasıdır. Araplar çok kolaylıkla Türkiye'de mesken düşürüyor ve Azerbaycana ayak açıyorlar. Çok meraklısı odur ki, onlar Hazar denizinde plajda gir-giyimli çimiyor, kiraladıkları arabaları çöplerle dolu bırakıyorlar. Onlarda kültür yok derecesindedir.
SURİYELİLER PEK FAKİR DEĞİLLER
Görünen şudur ki, Araplar Azerbaycan'dan ve burada gördükleri ilgiden çok memnundur. Ülkemiz Arap turistler için cennet gibidir. Azerbaycan'da onlara ilişki farklıdır. Ülke ekonomisine can veren Arap turistleri Bakü'de ve diğer bölgelerde sempati ile karşılanıyor. Onlar artık her yerdeler. Oteller, restoranlar, sokak ve meydanlarda Araplar kaynıyor. Azerbaycan'daki bu hoşgörüyü ve üstelik Bakü'deki güzel altyapıları, devalüasyondan sonra oluşan uygun fiyatları gören Araplar birbirine tavsiye aktararak, Azerbaycan'a alışmaktadır. Tatilini Avrupa'da geçiren zengin Araplar da artık Bakü'ye gelmeye tercih ederler.
Suriyelilerin Türkiyenin Qazianteptesinde yeleşmesi halkın günlük yaşamında ciddi sıkıntılar yarattı
Türklerle Araplar arasındaki yaşam kültürü farklılıkları son günlerde daha da artan gerginliğin en başlıca nedenidir. Suriyelilerin şehir kültüründen habersizliyi yıllardır düzen içerisinde yaşayan Türkiye nüfusunu ciddi şekilde rahatsız ediyor. Suriyelilerin Qaziantepe yeleşmesi halkın günlük yaşamında ciddi sıkıntılar yarattı. Göçüp geldikten sonra burada durum aşırı gerginleşip. Her gün kentin çeşitli mahallelerinde hırsızlık durumları yaşanıyor ve çoğu zaman bu meselelerin arkasından Suriye göçmenleri çıkıyor. Ancak Suriyelilerin kaydı yapılmadığı, kalıcı yerleşim yerleri olmadığı için bu cinayetlerin çoğu açılmamış kalıyor. Oluşan kaotik ortamdan etkilenen ise doğal, kendilerinin ve çocuklarının güvenliği için ciddi sorunlarla karşı karşıya kalan yerli halktır. Türkiye topluluğu kendisinin hoşgörüsü ile mülteci Araplara kucak açsa da "ödülü" ekmeğini kaybetmesi oldu. Gaziantep Türkiye'deki sanayi şehirlerinden biridir. Kurum yöneticileri Suriyelilerin çok küçük bir maaş karşılığında iş tekliflerini havada tutuyor. Bu durum yüzlerce Türk vatandaşının yıllarca çalıştığı işgücünden olması demektir. Türkiye'nin hiç de kolay olmayan hayat şartlarında işgücünden ali çıkan insanların Suriyelilerle kin ve nefret etmesinden doğal bir şey olamaz. İstatistikler gösteriyor ki, Qaziantepe gelen Suriye mültecilerinin sayısı nüfusun yüzde 30'si kadardır. Sohbet 270-300 bin arası insandan gidiyor ki, 1 milyonluk taşra şehrinin bu kadar insanı yerleştirmesi basit bir mesele değildir. Sohbet savaştan kaçan pulsuz-parasız, yarın nereden ekmek kazanacağı bilinmeyen, şehir hayatına uyumsuz büyük bir kitleden gidiyor. Kentin su, enerji, yerleşim, ulaşım altyapısı bu kadar insanı yerleştirmek için yeterli değildir. Son 1 ayda kentte kira fiyatları kalktı. Suriyelilerden önce 300-350 lira olan evlerin aylık kirası 1000 liraya yükseldi. Bu fiyat artışının Qaziantepte etkilemediği hiçbir alan kalmamıştır. Gıda fiyatlarından hizmete kadar her şey pahalılaştı. Bu fark sabit gelirli, kirada yaşayan alt sınıf insanların hayatını son derece zorlaştırdı. Qaziantepliler düşünüyor, hükümet Arap dünyası ile ilgili politikasında onların hoşgörüsünden suistimal ediyor. Türkiye'nin hümanizmini dünyaya beyan eden iktidar yetkilileri yerli nüfusun nasıl bir insani krize sürüklendiğine göz yumuyor, bir uçtan yeni göçlere kapı açıyor.
Benim düşünceme göre Azerbaycanlılara gösterilecek ilgiyi Türkiyede Suriyeliler yaşıyor. Onların ayrıcalığı daha geniş ve çok boyutludur. Onların orada yaşaması için her bir ortamla temin edilirler. Bu benim fikrimce çok acı bir durumdur. Zaman zaman Azerbaycan halkı menfur Ermeniler de kucak açtı ve hep onlardan dünya tarihinde görünmemiş soykırımlar yaşadı. Arapların hızlı hızlı Türkiyeden Azerbaycana akışı biraz şaşırtıcıdır. En pahalı otellerde kalıyorlar, en pahalı arabaları kullanıyor ve istedikleri gibi yaşıyorlar. Maalesef, biz türkler hele de birleşemiyoruz. Azerbeycanın toprakları halen Ermeni asaratında olarken, insanları asırlıkta bin bir işgencelerle katil edilirken neden Türkiye Araplara sahipleniyor?…
Demek istiyorum ki, ben de bir Karabağ savaşından göçmenim ve hala göçmenlik hayatı yaşıyorum… Neden Araplar gibi yaşayamıyorum, onlar gibi dikkata alınmıyorum? Siyah çarşaplara bürünüp Hazarda tatil yapan, pahalı otelleri kira yapan, lükis arabalarda bizi toza basan Araplara sevgimiz beni bir Türk olarak çok şaşırtıyor… Koynumuzda yerleşip 50 sene sonra onlarda Ermenilerin yaptıklarını yaparlarsa hiç şaşırmaram, tabii ki, o zamana ben ulaşa bilsem… Koynunuzu, kollarınızı, iyiliklerinizi bir-birinize yapın, EY TÜRK!!! Bizim sizden, Sizin bizden başka derdine yananınız yok!
NEZMİYYE HİCRAN
